İşte Yetiştirdiği Gençlik, Ali Naci Karacan, Bugün

İşte Yetiştirdiği Gençlik, Ali Naci Karacan, Bugün, 14 Kasım 1938
Atatürk’ün en büyük eserlerinden biri de şüphe yok ki, Türk gençliğidir. Bu gençlik, Büyük Şef’in, kafasını ve Vicdanını en küçük hücrelerine kadar kendi has ve aydınlık cevherleriyle doldurduğu öyle bir vatan ve insan hazinesidir ki, değerine paha biçilemez. Bugün yarısı yirmi yaşına daha varmamış ve yarısı yirmi yaşını henüz aşmamış olan bu gençlik, ne Abdülhamid’in seyyiatına şahit olmuş, ne Meşrutiyetin iç ve dış bozgunlarını görmüş ve denebilir ki, dünyaya, 1919 da Atatürk’ün vatanı kurtarmak için ayak basışıyla beraber doğmuştur. Onun içindir ki, bu gençler yüzde yüz Atatürk’ün çocukları ve yüzde yüz Cumhuriyetin öz eseridir. 
 
Bu gençliğe dünyanın diğer milletlerine mensup gençlik kütleleri üstünde bir mümtaziyet veren vasıfların birincisi, O’nun, her şeyden evvel bütün beşer tarihinde yegâne olan bir Adam’ın üzerine titreyerek yarattığı bir eser olmasından ileri gelir. Böyle olunca, Atatürk diye andığımız o kâinat kadar büyük kuvvetin bu gençliğe dağılmış ve O’nun müşterek hüviyetinde toplanmış olmasında hayret edilecek bir nokta bulunamaz. Her Türk genci Atatürk’ün bir parçasıdır ve bunun içindir ki, hiç kiınse Atatürk’ün gaybı acısını, ne kadar derin hissederse etsin, onun kadar hususî bir ruh ve idrâk ile duyamaz. 
 
Bu gençlik gözünü Atatürk’ün zaferleri içinde açmış, on yaşında O’nun inkılaplarını yaşamış, on beş yaşında O’nun devlet azametini tatmış ve günden güne kuvvetlenen bir vatan içinde idbar ve mağlubiyet tanımayan bir millî izzeti nefis ile cihazlanmıştır. Kendisini yaratanın alnı kadar mağrur, bilekleri kadar kavi, gözleri kadar nafiz olan bu gençlik, siyasi ve içtimaî ahlâk olarak Atatürk’ün bütün yüksek vasıf ve meziyetleriyle yoğrulmuş ve bunun içindir ki, Atatürk, kendi eseri olan Cumhuriyeti yine kendi eseri olan bu gençliğe emanet etmiştir. 
 
Atatürk bu gençliğe evvelâ Cumhuriyet’i emanet etmiş ve temellerini attığı eşsiz devletin inşasını tamamlamak içindir ki bu gençliği böyle yetiştirmiştir. 
 
Yalnız Atatürk’e ve O’nun eserlerine bağlı olan bu gençliğin milli vicdanı öyle bir insanın fikir ve vicdan cevheriyle yoğrulmuştur ki, mevki için tekâpu bilmez, menfaat için fikir feda etmez, sarıldığı dâvayı bırakıp gitmez ve taptığı yaratıcısının parmağının gösterdiği istikametten dönmez.