İngilizler İstanbul’u Neden Tek Kurşun Atmadan Terketti?

İngilizler İstanbul’u neden tek kurşun atmadan terk etti? sorusu, -Kuzular uçarken neden kitap okur- sorusuyla aynıdır.. Kuzular uçmaz ki.. Uçsa da kitap okuyamaz.. İngilizlerin Gordon Highlanders isimli birlikleriyle İzmit ve çevresinde çarpıştık.. İstiyorlar ki Türk’e kurşun sıkılmış olsun..

Bakınız, bu nokta mühim, İngiliz ordusunun yarısından fazlası Ren ordusundaydı. Ayrıca Kafkaslar’da, Hindistan’da, Mısır’da, Arabistan’da, Mezopotamya’da İngilizlerin orduları bulunmaktaydı. Ve bu ülkelerde çıkan isyanlarla bir siyasi bunalım yaşıyorlardı ki zaten hükümetleri de o dönem düşmüştü… İstanbul’da Milne komutasında 20 bin kişilik İngiliz birliği bulunuyordu. Yani elleri mahkum, bizi yunanla savaştıracaklardı. Savaşın başında Rusya aradan çıktı. Ermeniler ve son olarak Fransızlarla 1921’de anlaşma yapıldı. İtalya zaten Yunan’a vaadedilenler yüzünden savaşa isteksizdi. Yunan’ı da denize dökünce, İngilizler eşşek gibi Lozan’ı imzalamak zorunda kaldılar. Peki neden Kurtuluş Savaşı yaptık? Çünkü 1918’de imzalanan Mondros ile bu heriflere işgal hakkı tanındı. Osmanlı ordusu dağıtıldı, silahları toplatıldı. İşte o gün bizim olan topraklar, Mondros’un 7. maddesi bahanesiyle 1 yıl içinde işgal edilince, Misak-ı Milli’yi ilan ettik, yeni bir ordu kurduk ve 1918’den sonra! İşgal edilmiş bütün topraklarımızı geri aldık.. Bu toprakların arasında Musul-Kerkük yoktur çünkü Mezapotamya’yı, 1914/1917 yıllarında kaybetmiştik. Fakat Musul, bir hedef olarak kalmaya devam etti ve Lozan’da masada önlerine koyduk..

Kısacası İngiltere, gerek Mondros ile, gerek San Remo Konferansında, zaten Osmanlı’dan istediğini almıştı ve Yunanlar gibi denize dökülüp rezil olmaktansa, istifi bozmadan, geldikleri gibi gittiler.. Bakınız Mustafa Kemal Paşa Erzurum’daki ilk toplantıda ne diyor (Cevat Dursunoğlu Aktarıyor):

”Halkın ihtiyacı bir avuç buğdayla hayvanının yiyeceğini düşünmekten ibarettir. Müttefiklerimiz tamamen sanayileşmiş, ihtiyaçları çoğalmış ülkelerde yaşamaktadırlar. Tahamülleri yoktur. Ayrıca dünya harpten bıkmıştır. Yeni bir istila ordusu ile üstümüze gelemezler. Bunun misalini daha 15 gün önce Kırım’da gördük. Kırım’a çıkan Fransız askerleri, yeni bir harbe girmemek için silahlarını terkederek vapurlarına döndü. Hiç endişe etmeyin! Karadeniz’deki İngiliz filolarının mermileri, Palandöken eteklerini dövemez… Biz bu savunmayı teşkilatlandırır, 2/3 sene de sürse, Türkiye’yi düşmandan temizleriz.’ işte bu söz bir kehanet gibi 12 Eylül 1922’de İzmir’de düşman denize dökülerek tahakkuk etti.”

E. Özel