Herkes Gibi, Burhan Felek, Tan

Herkes Gibi, Burhan Felek, Tan, 11 Kasım 1938

En büyük adamımızı, zamanın Türk Milletine yalnız bir kere bağışladığı en büyük varlığı kaybettik. Acımızı yazmak için edebiyat yapmaya lüzum yok! Canı yanan «Ay!» diye bağırır.

Eleminizi izhar için gözyaşlarımız kelime oyunlarına yer bırakmaz. 

Hastalığını hep işitiyorduk. Ara sıra neşredilen tebliğlerin katı ibarelerinden ümit mânaları çıkarmaya çalışıyorduk.

Son gecenin vahim tebliği ile bu büyük adamın hayata vedâ edeceği ihtimallerini bize zorlukla anlatıyordu.

-Belki! Allah büyüktür. Geçen sefer de böyle olduydu, diye ümitsizlik gecesinde bir zerre ışık arıyorduk.

Dün sabah erkenden okuttuğum mektebe giderken her günkü gibi, Dolmabahçe sarayında onun bayrağını aradım. Göndere tam toka edildiğini görünce ferahladım.

Öğleye kadar, herkes umduğu bir haberi alamamak ve korktuğunu öğrenmek kaygısı ile birbirine bir şey soramıyordu.

Geçenlerde bariz bir asabiyet vardı. 

Söyleneni güç kavrıyor, söylediklerini zorlukla ifade edebiliyorlardı. Nazarlarında endişenin derinliği seziliyordu. Öğleden sonra acı haber duyulunca, bayraklar yarıya inince, Türklerin büyük nuru söndüğü anlaşıldı. Ders vermek için sınıfa girdiğim zaman gözleri kızarmış gençlerin sessiz ve yekpare elemleri karşısında kendimi pek güç tuttum. Vaziyetimiz bir dershane havasına uysun diye bir genci derse çağırdım:

-Mazur görün, hastayım! dedi ve:

-İçinizde başka hasta var mı? sualime:

-Hepimiz! dediler ve hıçkırmaya başladılar.

-Bir kişinin kederini görmek bile insanı hırpalamaya kafi iken bütün bir küme gencin bu müşterek elemleri ne hazindi. Fakat ne samimî ve ne ulvî idi! 

Onlar ki hep Atatürk’ü görmüşler, eline doğmuşlar, elinde büyümüşlerdi. Nasıl ağlamazlardı? 

Ağladılar ve ağladık.

-En büyük adamımızı kaybetmemiz bize vazifemizi unutturmamalıydı, tavsiyesinde bulunacak oldum, dinleyecek halde değildiler. Susmamı rica ettiler. 

Elemlerimizi sükütun derinliklerine saldık. Acıdık, ağladık, yandık. 

Asrın en büyük adamını kaybettiğimiz için yaralanan yüreğimiz kolay kolay kapanmaz.

Bütün hayatında kimseye benzemeyen o alelâde faniler seviyesinin çok üstünden baktığı dünyaya gözünü herkes gibi kapadı ve herkese benzeyen yegâne tarafı bu oldu.

Sağlığında O’nun peşinden gitmeyi kendine nimet bilen Türk milleti kendi yaptığı tarihe O intikal ettikten sonra da O’nun yolunda yürüyecektir.

Bunu genç neslin O’na karşı olan sevgisinden gençlerin O’nun arkasından döktükleri, ivazsız gözyaşlarında apaçık gördüm.

Bir cevap yazın