FETÖ Kitap Yasağı 13 Yaşında

FETÖ milletimiz üzerinde hakimiyet kurmak peşindeydi. İdeolojisini sinsice milletimize şırınga etmek istiyordu. Bunun için başta yüce dinimizin kitabı Kuran-ı Kerim olmak üzere; her türlü aydınlatıcı kitapları ortadan kaldırmayı amaçladı. FETÖ hükumete başarıyla sızdı. Korsan yayın bahanesiyle TBMM’den Kitap Yasağı Kanunu çıkmasını sağladı. Artık ülkemizde; yol, cadde, sokak, meydan, pazar, kaldırım, iskele, köprü ve benzeri umuma ait yerlerde bandrollü ve bandrolsüz her türlü kitabın satışı resmen yasaktı. FETÖ Kitap Yasağı’nı uygulatmak amacıyla çeşitli genelgeler düzenledi. İçişleri Bakanlığı bu genelgeleri belediyelere iletilmek üzere tüm valiliklere gönderdi. Valilikler de FETÖ Kitap Yasağı’nı il ve ilçe belediyelerine iletti. Ancak belediyeler kitap yasağını uygulatmak için gönderilen genelgeleri gereksiz görüyor ve fazla önemsemiyordu. Bazı belediyeler yasağa rağmen çok eski tarihlerden beri aynı yerde tezgah kitapçıların ekmeğine dokunmuyor, eskiden olduğu gibi sokaklarda kitap satan kitapçı ve sahafları idare ediyordu.

FETÖ Kitap Yasağı’nı uygulamaya sokan zehir zemberek genelge!…

İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Şahabettin Harput imzalı 7.7.2005 genelge; kitap yasağı konusunda son noktayı koydu. (FETÖ Kitap Yasağı’nı uygulamaya sokan zehir zemberek genelgeyi imzalayan bu şahıs; FETÖ soruşturmasından ciddi suçlar isnat edilmek suretiyle gözaltındadır. 15 Temmuz’da Bursa valisi idi. Cevap hakkı mevcut olmadığı için kendisi hakkında hiçbir yorumda bulunmuyorum.) FETÖ Kitap Yasağı’nı uygulamaya sokmak için; 81 İl Valiliği’ne gönderilen zehir zemberek genelgeyi dikkatle inceledim. 30 yıldır araştırma yaparım elimden eski ve yeni yazı çok sayıda resmi belge geçti. Bir yasağı uygulatmak için yazılmış bir sayfacık yazıda; yasaklanmak istenen şeyin tam 6 kez tekrarlandığı bir başka belgeye bugüne kadar hiç rastlamadım. (6 kez tekrar edilen kitap yasağı cümlelerini kırmızı olarak vurguladım.) Genelgede aptala öğretir gibi 6 kez kitap yasağı tekrarlanmış. Hükmü kuvvetlendirmek, pekiştirmekle ilgililerin dikkatini çekmek ve korkutmak istendiği çok açık. Bu genelgeyi okuyan bir belediye yetkilisi bir daha asla ve hiçbir şekilde açıkta kitap sattırmazdı. Nitekim 13 yıldır öyle de oldu. 13 yıldır kitaplar gün ışığına kapalıdır.

Asıl hedefleri yüce dinimizin kitabı Kuran’ı yasaklamaktı.

FETÖ Kitap Yasağı’nın amacı, sadece bizim gibi fanilerin (ölümlülerin) kitaplarını yasaklamak değildi elbet. Öncelikli hedef; yüce dinimizin kitabı Kuran’ı yasaklamaktı. Çünkü Allah’a kulluk yerine; kula kulluk ettirmekti gayeleri. Allah’ın önünde değil, sahte peygamberliğe soyunmuş bir sahtekarın önünde secde ettirmek istiyorlardı milletimizi. O yüzden önce Kuran’ı yasakladılar. Allah’ın kitabını kuldan esirgediler. Yüce dinimiz Kuran başta olmak üzere tüm aydınlatıcı kitaplara pranga vurdular. Kuran’ın açıkta satılmasının yasak olduğu tek Müslüman ülke Türkiye’dir. Bu gerçekten de her Müslüman için utanılacak ibretlik bir vaziyettir. % 98’i Müslüman olan ülkemizde Allah’ın kitabı Kuran-ı Kerim’i açıkta satmak yasak!… 14 asır serbest olan Kuran; 13 yıldır ülkemizde açıkta satılamıyor. FETÖ Kitap Yasağı çıktığında; “bırakın bari Kuran-ı Kerim serbest kalsın, Kuran yasak olmasın” diyen çıkmadı. Ne iktidar, ne de muhalefetten bir itiraz olmadı. Ne bir cemaat lideri, ne bir ilahiyatçı ve ne de diyanetçiden kitap yasağına itiraz gelmedi.

FETÖ Kitap Yasağı sayesinde kurulan dolap berdevam dönüyor.

FETÖ güzel yurdumuzu sinsice kitaptan arındırdı. Hiç kimse anlayamadı. İtiraf ederim ki ben de uzun yıllar anlamakta acizlik içinde kaldım. 15 Temmuz’dan sonra geçen birkaç ay sonra bu şeytani faaliyeti ancak teşhis edebildim. 15 Temmuz’dan sonra aklım başıma geldi. Şu anda bu vaziyeti bir tek ben biliyor değilim. Ülkemizde hemen her konuda uzman geçinen, allame kesilmiş, çok bilmiş yazar, çizer, teoriysen, fikir fedaisi güruhu var. Yukarıda açıkladığım gerçekleri benden çok daha iyi ve detaylı bilenler var. Yayıncılar ve yazar birlikleri var. Kitap eklerimiz, kitap dergilerimiz var. Kitap eklerinin her sayısında endamını sıkça gösteren, fikrini sergileyen anlı şanlı entelektüellerimiz var. Kitabiyat konusunda uzmanlaşmış, otorite geçinenlerimiz var. Ancak hepsi sessiz. FETÖ Kitap Yasağı’na neden sessiz kalıyorlar acaba diye fazla kafa yormaya gerek görmüyorum. Bunlar kitap okurunun yıllardır nasıl söğüşlendiğini de bal gibi biliyorlardı elbet. Bu tür şahısların büyük çoğu 13 yıldır ülkemizdeki yayın, dağıtım ve satış tekeli sayesinde kitaplarını çok sattırdı. FETÖ Kitap Yasağı sayesinde kurulan yayın, dağıtım ve satış tekeli 13 yıldır bu türden şahıslara para kazandırdı. FETÖ Kitap Yasağı bunlar için bulunmaz nimet oldu. FETÖ Kitap Yasağı sayesinde kurulan dönme dolap dönüyor. 13 yıldır bütün kitaplar kapalı mekanlara, semt kitapçılarına ve AVM’lere, depolara hapis olundu. Semt kitapçılarının FETÖ sistemine dayanamadığına ve birer ikişer kapandığına sık sık üzülerek şahit olduk.

Bastılar Fethullah mikrobuyla dolu şırıngayı. Zehirlediler tertemiz vatan evlatlarını.

FETÖ milletimizi televizyonlarıyla, radyolarıyla, video kasetleriyle, kitaplarıyla, parasız dağıtılan Zaman gazeteleriyle zehirledi. Vurdular kitaba prangayı. Bastılar Fethullah mikrobuyla dolu şırıngayı. Zehirlediler tertemiz vatan evlatlarını. Kimdir güzel yurdumuzu kitapsızlaştıran. Kimdir Allah’ın kitabını kuldan ayıran. Bu alçaklığın arkasındaki üst akıl kimdir? FETÖ maşasıyla kitaba vurulan pranganın arkasında hangi uluslararası güçler var. Bütün bunların ortaya çıkarması gerekir.

Dünyanın hiçbir medeni ülkesinde böyle insafsız bir “kitap yasağı” mevcut değildir.

FETÖ Kitap Yasağı’na göre: yol, cadde, sokak, meydan, pazar, kaldırım, iskele, köprü ve benzeri umuma ait yerlerde bandrollü ve bandrolsüz her türlü kitabın satışı resmen yasak. Bir başka değişle; insanların gelip geçtiği her yerde kitap satmak yasak. Dünyanın hiçbir medeni ülkesinde böyle insafsız bir “kitap yasağı” mevcut değildir. Tam tersine ileri batı ülkelerinde kitap: yol, cadde, sokak, meydan, pazar, kaldırım, iskele, köprü ve benzeri umuma ait yerlerde, insanların gelip geçtiği her yerde satılır. İnsanlar işinden evine gidip gelirken nasıl gazetesini kolayca satın alıyorsa; kitabını da öyle kolayca satın alır. Kitap insan için ekmek gibi, su gibi önemli bir ihtiyaçtır. FETÖ Kitap Yasağı Anayasa’ya da kanunlara da aykırıdır. Batı ülkelerinin şehir merkezlerinde, umumi yerlerde; modern tasarımlı, otomatik kepenkli sundurmalı birbirinden güzel kitap satış yerleri mevcuttur. Tarihimize bakın ne II Abdülhamit devrinde, ne de başka devirlerde böyle bir kitap yasağı yok. Havaalanları, otobüs terminalleri, tren istasyonları, vapur iskeleleri kitabın satışa sunulmasının gerekli olduğu en önemli mekanlardır. İnsanlar gideceği yere kadar ulaşım vasıtalarında belli bir süre yol boyu beklemek zorunda. Güzel bir kitap sıkıcı yolculuğu yok eder. Kitap okumak bu zorunlu bekleyişi keyifli hale getiren en güzel yoldur. FETÖ Kitap Yasağı bu yolu büyük ölçüde yok etti. Harem ve Esenler Otobüs Terminali’nde kaç tane kitapçı var? Yüz binlerce insanımızın seyahat için geldiği bu terminallerde kitapçı bulmak neden bu kadar zor? Milletimiz havaalanları, otobüs terminalleri, tren istasyonları ve vapur iskelelerinde serbestçe kitap satın alamıyorsa bunun tek nedeni FETÖ Kitap Yasağı’dır.

Her şey çok satmak ve çok kazanmak üzerine kurulu, her şey para için…

Mağazalar zinciri kitapevleri ve AVM kitapçıları konsinye sistemine göre çalışır. Kitapları devralan mağazanın ödemeyi kitapların satışından sonra yapmak şartıyla işleyen bir satış şekli var. Bu dev kitap mağazalarında sadece sunta raflar ve mobilyalar mağazaya aittir. Mağazanın raflarında duran kitapların gerçek sahibi çeşitli yayınevleridir. Yayınevleri kitapları bastırıp gönderir. Kitaplar mağazanın raflarında bir süreliğine durur ve okurun beğenisine sunulur. Bu süreye “raf ömrü” diyorlar. Öğrendiğime göre bu “raf ömrü” şimdilerde bir aya düşmüş. Halbuki daha önce en az üç ay süre bekleniyor ve satılmayan kitaplar yayınevine geri iade edilirdi. Şimdilerde yayınevleri değerli esermiş, memlekete çok faydalı bir kitapmış diye bakmaz. Yayınevleri mağazalarda çok satılsın ve çok kazandırsın diye, çarpıcı başlıklar atılmış sansasyon yaratacak; boş fikir fedailerinin kitaplarını yayımlamayı tercih eder. Her şey çok satmak ve çok kazanmak ve para üzerine kurulu. Yayınevleri mağazalara etiketten % 50 ıskonto yaptığı taktirde kitabını verebilir. Daha düşük ıskontolu kitaplar bu mağazalara kabul edilmez. % 60 veya % 70 ıskontolarla gelen kitaplar mağazada çok geniş bir biçimde sergilenir. Mağaza girişine kitaplardan totem bile yapılır.

Sağcısı, solcusu, Atatürkçüsü, dincisi..

Son yıllarda ülkemizde büyük bir bölünmeler yaşandı. Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki kuşakların benimsediği yurttaşlık bilinci, akıl ve bilim yerine, toplumda zümre şuuru yaygınlaştı. Çeşitli inanç ve düşünceleri temsil eden çok sayıda zümreye sahibiz. Artık her zümrenin kendi düşünce dünyasına uygun araştırmacı ve yazar takımı var. Televizyonları, radyoları, gazeteleri, dergileri ve kitapları var. Boş ve dolu fikir fırıldakları var. Kitap fuarlarında dikkat ediyorum. Hiç kimse ait olduğu zümre tarafından neşredilmeyen kitaplara elini sürmüyor. Hiçbir zümre diğer bir grubun yazıp çizdiklerine asla bakmıyor. Sağcısı, solcusu, Atatürkçüsü, dincisi vb. gibi hiçbir grup bir diğer grubun duygu ve düşünce dünyasını anlamaya, hissetmeye uğraşmıyor. Bir yakınlık, ilgi ve sevgi göstermiyor. Yazık ki her grup mensubu olduğu zümrenin yaydığı her türlü bilgiyi; üzerinde hiç kafa yormadan, düşünmeden, sorgulamadan gerçek zannedip kabul ediyor. Yazılanları peşinen kabul etmeye amade, çantada keklik misali hazır kitleye hitap eden zümre yazarları da, hurafeymiş, dedikoduymuş, yalanmış demeden; uydurup uydurup yazmaktan hiç çekinmiyor. Bu durum Atatürkçüsü, sağcısı, solcusu, dincisinde de hep aynı. Böylece bilgi kirliliği içinden çıkılmaz boyutlara ulaşıyor.

Tarih araştırmacıları asla siyaset fedailiğine soyunmamalı

Milletimizin sıradan bir ferdiyim. Değişik konularda birçok kitaplar yazmış, araştırmalar yayımlamış olsam da hiçbir zaman kendimi “aydın” zümresinden biri olarak görmedim ve görmeyeceğim. İşçilikten yetişmiş avucu nasırlı bir emektarım. Çocukken ilkokulda iken; yağ bakkalda, hanım oturakta, un çuvalda derdik. Bence herkes olması gereken yerde, ait olduğu yerde olmalı. Tarih araştırmacıları asla siyaset fedailiğine soyunmamalı. İlle de siyaset yapacaksa şerefli tarihimizden elini çekmeli. Tarihimiz sokak politikacılarının ağzında sakız edilmemeli. Çünkü araştırdığımız tarih hepimizin ortak tarihi. Medya ve TV’lerde her gün boy göstermek ve siyaset fedailiği yapmak bizlere yakışmaz. Tarih araştırmacılarının yeri arşivlerdir, kütüphanelerdir, eski ve yeni kitapların satıldığı kitapevleri, sahaflar ve müzayede salonları vb. gibi yerlerdir. Araştırma konularıyla ilgili yer ve insanlarla bir arada olmaktır.. Sessiz ve sakince kendi işi ve gücüyle meşgul olmaktır. Bilimsel araştırma yapan akademisyenler eline geçen bilgi ve belgenin müsaade ettiği oranda düşüncelerini ifade etmelidir. Atatürk tarihçilere şöyle sesleniyor:

“Biz daima gerçeği arayan ve onu buldukça; ve bulduğumuza inandıkça ifadeye cesaret gösteren adamlar olmalıyız!”

Atatürk’ün yukarıdaki sözünü ilke olarak kabul etmek ve bu ilkeye doğrultusunda çalışmak gerekir. Araştırmacı dedikodu ve boş sözlere kulağını kapatmalı ve sadece gerçeği aramalıdır. Gerçeği bütün detaylarıyla ortaya çıkarmalıdır. Elde ettiği somut bilgi ve belgelerin gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığını başka kaynaklardan da sınamalıdır. Sağlam belge ve bilgiler buldukça ve sadece bulduklarına dayanarak düşüncelerini ifade etmelidir. O zaman ortaya çıkan eserde gerçek dışı bir iddia, kaynağı belirsiz herhangi bir bilgi yer almaz. Yapılan araştırmada yer verilen bilgilerin gerçek bir kaynağı sağlam bir dayanağı olur.

Menfaat çarkı ve pompa yazılar

İçi boş kitaplarla okurun huzuruna çıkan; yayıncı ve reklâmcı cambazlıklarıyla kitabını çok sattıran siyaset fedailerinden de söz etmek gerekir. Baskı bedelinin 20 – 25 katı etiketli kitaplarla yapılan yayın, dağıtım ve satış menfaat çarkı bütün hızıyla dönüyor. Bu yayın faaliyeti bir takım ayarlı kalemler, kitap ekleri, köşe yazıları, TV reklamları vasıtasıyla şişirilerek milletimize takdim ediliyor. Pompa yazılar ve abartılmış reklamlarla içi boş kitaplar çok sattırılmaya çalışılıyor. Menfaat çarkının her dönüşünde; siyaset fedailerinin ortalığa saçtığı bilgi kirliliği, çevreye savruluyor. Yazık ki genç nesiller meydana gelen bilgi kirliliğinden olumsuz yönde etkileniyor. Çok değerli edebi ve bilimsel eserler, büyük emeklerle hazırlanmış ciddi tarih araştırmaları var. Fikir fırıldakları, siyaset fedaileri, boş tenekelerden çıkan kuru gürültüler nedeniyle bu değerli eserler her zaman geri planda kalıyor. Ne yazık ki bu değerli eserler milletimize ulaşamıyor. Bütün bu yayın dağıtım düzeninin teminatı FETÖ Kitap Yasağı’dır. FETÖ kısmen bertaraf oldu. Ancak FETÖ’nün kurduğu şeytani dolap var gücüyle dönmeye devam ediyor. Fikir fırıldakları, siyaset fedaileri, boş tenekeler bu sistemden besleniyor. FETÖ’nün kurduğu dolaptan istifade eden menfaat zümreleri var. FETÖ bu dolabı kendi menfaati için kurdu. Kendi mağazalar zincirleri için kurdu. Ancak dolaptan başkaları da; fırsat bu fırsattır deyip istifade etti. Bunların FETÖ ile ilgisi olduğunu zannetmem. Çok kazanma ihtiyacı ve adi bir menfaat duygularını tesiriyle, fırsattan istifade edildiği ortada. FETÖ tasarımı şeytani dolabı durdurmak ve milletimizi kitapla kavuşturmak gerek. Milletimizle kitap arasına örülen FETÖ Kitap Yasağı duvarını yıkmak gerek. FETÖ Kitap Yasağı sonucu oluşan kitap dağım tekelinin kültür ve tarihimize verdiği zararları görmek gerek.

Azerbaycan ve Türk dünyasına kitap gitmesine nasıl engel oldular?

FETÖ Kitap Yasağı sayesinde kurulan ve bugün de mevcut olan kitap dağıtım ve satış sistemi yüzünden Azerbaycan ve Türk dünyasına kitap gönderilemiyor. Konsinye satış sistemiyle Türk dünyası ülkelerine kitap ihraç etmek asla mümkün değil. Bakü’de büyük bir kitapevi var. Benim Nuri Killigil kitabım çıktığında bu kitapevinde bir imza töreni düzenlendi. Azerbaycanlı tarih sevdalısı kardeşlerimizle buluştuk. Çok değerli insanlarla tanışma fırsatı buldum. Candan yürekten bir ilgi ve samimi ve sıcak sohbetler ettik. Kitapevinin değerli sahibi kardeşimizle sohbet ederken; sözü kitap dağıtım ve satış sistemine getirip sordum. Türkiye’den birkaç kez kitap satın aldığını. Ancak ülkeye girerken gümrük; satılmayan kitapları iade ederken tekrar gümrük vergisi ödenmesi gerektiğinden bu iş yürümemiş. Azerbaycan kardeşliğinden sıkça çok söz ediyoruz. Ancak bu kardeşlikten sadece iş adamları ve tüccarlar istifade ediyor. Kültür ve sanat, tarih, bilim ve edebiyat konusunda her iki ülke arasında ilişkiler çok zayıf. Her iki ülkenin yazarları, tarihçileri, sanatçıları, bilim insanları bir araya gelmeli. Azerbaycan başta olmak üzere diğer Türk dünyası kardeş ülkelerine de kitap gönderemiyoruz. Kitap gönderemeyince yazar da gönderemiyoruz. İki kardeş ülkenin kitaplarını ve yazarlarını yan yana getiremiyoruz. Azerbaycan’daki Nuri Paşa sevgisi sayesinde FETÖ Kitap Yasağı’nı deldim. Hem bir yazar olarak kendimi ve hem de yayımladığım kitabı Azerbaycan’a götürebildim. Bu Azerbaycan’ın vatansever insanlarının yardımıyla gerçekleşti. FETÖ Kitap Yasağı sayesinde kurulan yayın dağıtım sisteminde, bugüne kadar böyle bir şeyi yapabilen yayınevi ve yazar çıkmamış olması; söylediklerimin gerçek olduğunun ispatıdır. Türk dünyası ülkelerinden Türkiye’ye kitap gelmiyor. Halbuki hem bizde, hem de onlarda çok güzel kitaplar neşrediliyor. Onların yayımladığı kitaplar bize ve bizim yayımladığımız kitaplar onlar için çok gerekli. Türk dünyası ülkeleriyle ülkemiz arasındaki kültür ilişkilerine kitap dağıtım ve satış sistemimiz 13 yıldır engel teşkil etti. FETÖ Kitap Yasağı sayesinde kurulan bu sistem bir an önce lağvedilmelidir.

FETÖ Kitap Yasağı sahafların ekmeğini de elinden aldı.

Milletimiz kitap okumasın diye gerçekleştirilen FETÖ Kitap Yasağı’nın en büyük mağduru sahaf esnafıdır. AVM kitapçılarında 25 TL fiyatla satılan bir kitabın ikinci elini 3 ila 5 TL’ye sahaflardan temin etmek mümkündür. Sahaflar bulduğu bir kitabı; eğer nadir bir eser değilse asla elinde bekletmez. Dürüst bir sahaf satacağı kitabı maliyetin, iki veya üç katına satar, bilemedin beş katına satar. Müşteri indirim isterse de geri çevirmeyip uzlaşır. Sahaflar İstanbul’da Beyazıt Meydanı, Kadıköy Postane sokağı vb. gibi yerlerde her pazar günü kitap sergisi açardı. Bu kitap sergilerinden milletimiz ucuz kitap temin ederdi. Bizler de bu kitap sergilerinin müdavimlerinden idik. FETÖ Kitap Yasağı nedeniyle tüm şehir meydanları sahaf kardeşlerimize kapatıldı. Şehir meydanları sahaflara ve kitap satışına 13 yıldır sımsıkı kapalıdır. FETÖ Kitap Yasağı zor koşullarda çalışan; emektar kültür insanları sahafların ekmeğini de elinden aldı. Sahaf kardeşlerimizin 13 yıldır boynu bükük, kalbi eziktir.

Kitap okuru AVM kirası ödemeye nasıl mahkum edildi!…

Kitap okuru kültürlü insandır. Satın aldığı kitabın kağıdını, mürekkebini, yazar telifini yayınevi emeği bedelini seve seve ve fazlasıyla öder ve bundan gurur da duyar. FETÖ Kitap Yasağı’ndan sonra kitap okurunun sırtına AVM kirası yükü bindirildi. Oysa kitap okurları böyle bir haksız yükü taşımak zorunda değildi. Kitap maliyetini oluşturan unsurlarla AVM kirası ödemenin ne alakası var. FETÖ Kitap Yasağı; kitap okurunu AVM kitapçılarından alışverişe mahkum etti. FETÖ Kitap Yasağı yüzünden kitap okuru yıllardır AVM kirası ödüyor. Bir an önce FETÖ Kitap Yasağı kalkmalı; kitap okuru AVM kirası ödemekten kurtulmalı.

Korsan yayın işin bahanesiydi…

FETÖ Kitap Yasağı’nda korsan yayın bahane edildi. CD, VCD ve DVD’leri ile kitabı aynı kefeye koydular. Oysa kasetler CD, VCD ve DVD’ler de yayındır asla kitapla bir tutulamaz. Teknolojinin son yıllarda ortaya çıkardığı bir yayın biçimidir. Biz kitapçıyız ve bu tür yayınlarla kitap arasında bir berberlik kurulmasını kabul edemeyiz. Günümüzde korsan kitabın mevcut olmasının tek nedeni FETÖ Kitap Yasağı’nın yarattığı yayın dağıtım ve satış sistemidir. Siz 1 TL’ye basılan bir kitabı 25 TL’ye AVM’lerde satmaya kalkarsanız. Korsan kitapçı da o zaman 5 TL’ye bunun korsanını piyasaya çıkarır. AVM’nin yanı başında bir kaldırım üzerinde bu kitabı satmaya kalkar. Şu Çılgın Türkler kitabını hatırlayalım. Yüz binlerce basılmış bir kitaptı. 27 TL fiyatla satıldı. (Şimdiki fiyatı 35 TL) Bu kitabın korsanını 5 TL’ye şehir meydanlarında sattılar. Kadıköy vapur iskelesinde elinde tuttuğu kitabı beş lira, beş lira diye bağırarak satan, soğuktan titreyen bir gençle konuştum. Bu yağmur ve soğukta değer mi bunu satmaya? Kaç tane satınca yevmiyen çıkıyor be kardeşim diye sordum. Ağabey kitap başına biz satıcılara 2 TL kalıyor dedi. Anlaşılan kitabı korsan basan matbaanın eline 3 TL geçiyormuş. Hepsi kâr olacak değil elbet. Korsan da olsa kitabın 1 TL maliyeti vardı ve 2 TL’de korsan matbaacıya kalıyordu. Bu kitap 27 TL’den değil de 7 TL’den satılsaydı. Kimse gidip korsanını almaz. Korsancı da satamayacağı için bu kitabı basmazdı. Görüldüğü gibi korsan yayın tamamen FETÖ Kitap Yasağı’nın yarattığı sistemden besleniyor. FETÖ Kitap Yasağı’nın kaldırılmasıyla korsan kitap da ortadan kalkacaktır. Korsan kitabı önlemek için polisiye önleme hiç gerek yok. Korsan kitap ihbarı yapana dolgun nakit para ödülü, asılsız ihbara da ceza verilsin. Korsan yayın diye bir şey kalmaz.

Bire 3 mü, bire 25 mi?

“İşgalden Kurtuluşa İstanbul” adlı 3 kg ağırlığında koca bir kitap yayımladım. 33 TL’ye bastırdım. 50 TL’ye sattım. Mağaza kârı olacak diye üst fiyatı 100 TL idi. Yapmış olduğum bu yayıncılıktan kitap başına 17 TL kaldı. Allah bereket versin, ekmek param çıktı. Şu anda baskısı olmayan bu kitabı sahaflardan 250 TL’den aşağı bulabilmek mümkün değildir. 1 TL’ye basılan kitapları milletimizin 25 TL’ye satın almasına hiç gönlüm razı değil. Ben bire üçle kitap satıp Allah bereket versin diyorum. Bire 3 nerede, bire 25 nerede. AVM kitapçıları bire 25 satıp şükür etmiyor ve kitap okuruna en ufak indirim dahi yapmıyor. Aradaki fark çok büyük. Bu işte tavan yok. Kitap fiyatı belirlemede asla kural diye bir şey yok. Kitap fiyatlarındaki rayiçlerin yüksek olması, hükumetin buna müdahale etmemesi çok tuhaf. Ders kitaplarının fiyatları da piyasanın fazladan şişirilmiş rayiçlerine göre paralel fiyatlarla devlete fatura ediliyorsa eyvah!… Yandı gülüm keten helva!… Al sana yeni bir paralel söğüş membaı daha!.. Ders kitapları parasız vereceğiz denildiğinde işkillenmiştim. Dilerim boşuna işkillenmiştim ve dilerim bu işte de haram ve haramiler yoktur.

Yayıncılığı aldana aldana ve de; yıkıla yıkıla öğrendim..

Yayıncılığa ilk başladığım günden beri FETÖ sayesinde kurulan kitap dağım tekeli dışında kaldım. FETÖ’nün şeytani dolabına binmedim. Dağıtım sistemine bir tek kitabımı vermedim. O tarihte FETÖ nedir elbetteki bilmiyordum. Benim bu dönme dolaba binmeyişimin nedeni kitap okurunun kazıklandığına dair bazı şüphelerim oldu. Sanki bu işte bir haram ve haramilik var gibi geldi ve o yüzden uzak durdum. Sahibi olduğum Demkar Yayınevi “AVM’lerde kitaplarımız satılmaz” diye ilan veren Türkiye’deki tek yayınevidir. Kitaplarımın parasını geç ödemek suretiyle zarar veren mağazalar zincirlerinden kitaplarımı geri çektim. Kitaplarımı sırt çantasında, el arabasında bizzat taşıyarak, otobüs, metrobüs, vapur ve her türlü toplu ulaşım vasıtalarıyla ve yaya olarak naklederek; toptan fiyatına perakende olarak okura ulaştırdım. Yorgun düştüm, kimi zaman sıtkım sıyrılır gibi oldu. Hor görenler, dalga geçenler oldu. Samimi destek verenler, yaptıklarımı önemseyen çok sayıda dostlarım da oldu. Nihayet pes edeyim de bitsin bu çile; kendimi de; halime üzülen dostlarımı da kurtarayım dediğim günler çok oldu. Eminim ki Allah yardım etti, tam yıkıldım artık derken yeniden güç topladım. Bu defa imanıma daha sıkı bağlandım ve mücadelemden hiç vazgeçmedim.. Ben bir araştırmacı ve yayıncılık sorumluğunu yerine getirmek için bunları yazıyorum. Kitaba uzanan eller kırılsın diye yazıyorum. 13 yıl süren FETÖ Kitap Yasağı kalksın diye yazıyorum. Kitap yasağı ne zaman kalkar, kitapsızlık ne zaman son bulur onu bilemem. Yasağın kalkmasından hiçbir maddi bir çıkar ve beklentim yok. Kitap yasağın kalkmasını milletimiz için istiyorum. Acı patlıcanı kırağı çalmaz derler. Yayıncılığı aldana aldana ve de; yıkıla yıkıla öğrendim. FETÖ Kitap Yasağı devam etse benim için çok şey değişmez, avuçlarımdaki nasırlar biraz daha kalınlaşır. Yürümekten pabuçlarım biraz daha aşınır. Yaşlandıkça Cağaloğlu Yokuşu biraz daha dikleşiyor sanki. Benim derdim bu tür şeyler. Satmak, çok kazanmak diye derdim hiç olmadı. Azıcık aşım, kaygısız (ağrısız) başım.

13 yılda kaç milyon kitap yok edildi?

FETÖ Kitap Yasağı’nın en büyük tahribatı yok edilen milyonlarca kitaptır. Toplu kitap imhası çok gördüm. Gözümün önüne geldikçe içim sızlar. Güzelim kitapların kamyon kasalarından kağıt preslerine dökülüp ıslatıldığını ve preslenip yok edildiğini çok izledim. Yok ettiler ve balyalar halinde geri dönüşüme gönderildiler. Bu depolarda başka kitap imha yöntemleri de gördüm. Yayınevlerinden gönderilen imha edilmiş kitap balyaları gördüm. Kitaplar sahaf esnafının eline geçmesin diye acımasızca katledildi. Elbetteki bu toplu kitap katliamının suçlusu hurda kağıt işinden ekmeğini çıkaran depocu kardeşlerimiz değildi. Onlar her zaman bir paket fazladan kitap kurtarıp; sahaflara satabilmenin gayreti içindeydiler. Maliye müfettişleri mutlaka soruşturmalı. Yayınevlerinin son 13 yıllık muhasebe kayıtlarında sözünü ettiğim bu toplu kitap imhasının belgeleri mevcuttur. Kağıt hurda depolarının geçmişe ait muhasebe kayıtlarına da bakılırsa aynı gerçek yine görülecektir. Son 13 yıl içinde topluca imha edilen kitabın gerçek miktarı öğrenildiğinde hazin ve acıklı bir tablo ortaya çıkacaktır. Bu büyük günahın nasıl olup da işlenmiş olduğunu görüp milletçe üzüleceğimizi biliyorum. Yüce dinimiz İslam’a göre israf en büyük haramdır. İmha edilen kitabın hammaddesi ağaçtır. İmha edilen kitapları gördüğümde boşu boşuna kesilen ve mundar edilen o güzelim ağaçlar gözümün önüne gelir. O ağaçların kesiminden başlayıp; kitap haline gelinceye kadar geçen her aşamadaki insan emeğini ve dökülen alın terini düşünür üzülürüm, içim sızlar.

Bir çakma prestij uğruna yarab, nasıl milyonlarca kitap imha ediliyor!…

Büyük ve meşhur yayınevleri 13 yıl zarfında milyonlarca kitabını imha etti. Bunu neden yaptılar? İmha etmek zorunda kadılar, çünkü başka çare bulamıyorlardı. İmha etmeden kilo hesabı hurda kağıt depolarına kitap verdiklerinde, depocular bu kitapları 25-30 kuruş bedelle sahaflara satıyordu. Sahaflar da bu kitapları birer ikişer liradan tezgâhlarında vatandaşa sunuyordu. AVM’lerden 25 TL’ye kitap satın almış bir okur; aynı kitabı tezgahta 2 TL’ye görünce elbetteki kazıklandığını hemen anlıyordu. Yayınevi prestij kaybına uğruyordu. Bu yüzden büyük yayınevleri depolara gönderdikleri kitapları imha edildiğini görerek teslim etmeye başladı. Yayınevinden gelen bir yetkili önünde toplu kitap imhası gerçekleşiyordu. Bu yöntemle depocunun sahaflara satmak üzere bir paket dahi olsa kitap ayırabilmesi mümkün olamıyordu. Yayınevlerini kitap imha etmeye zorlayan en önemli neden depo kiralarının yüksek olmasıdır. Yüksek bedelle depo kirası ödememek yerine; 1-2 TL’ye bastırdıkları; depolarında geniş yer tutan kitaplarını imha etmeyi tercih ediyorlardı. Aslında imha edilen kitapların büyük çoğunluğu sansasyon yapar, çok satarız diye üretilen ancak piyasada tutmayan boş fikir fedailerinin kitapları. Böyle kitapları sahaflar alıp raflarına koymayacağı gibi; seç al 1 TL sepetine dahi atmaya tenezzül etmez. Bunların imha edilmesi doğru, ancak heba olan kağıda insan yine de üzülüyor.

Yayınevlerinin depoları 13 yılda doldu, doldu taştı..

Kağıt hurda depolarına yayınevleri tarafından gönderilen ve yok edilen milyonlarca kitaplardan başka; halihazır depolarda bekleyen milyonlarca kitaplardan da söz etmek gerekir. Şu anda bütün yayınevlerinin depoları lebalep kitapla dolu. Atsa atamıyorlar. Satsa satamıyorlar. Bunun tek nedeni FETÖ Kitap Yasağı. Hemen bir örnekle açıklayayım. Bir kaç sene oldu. Bir yayınevi deposunda bir milyona yakın kitap olduğunu bildiriler. Davet ettiler gittim. Çok sevdiğim değerli bir sahaf arkadaşımla birlikte bu depoları gezdik. Dağıtımdan geri dönen kitaplarmış. 15-17 TL etiketli tertemiz kondisyonlu kitaplara istenen fiyat; kitap başına 75 kuruştu. Ancak en az yüz bin adet satın almamız isteniyordu. Bu da 75 bin TL ediyordu. Pazarlık etsek bir miktar daha indirim yapılacağı da belliydi. Bu güzel kitapları okura 1 TL fiyatla satabilsek milletimiz bu kitapları yağma ederdi. Bizde bu ticaretten helâl ekmek yeriz ve hem de milletimize hizmet etmiş oluruz diye sevindik. Birkaç hafta araştırdım, soruşturdum. Belediyelerden kitap satışı için yer tahsisi istedim. Karşımda çok büyük bir engel vardı. T. C. Devleti’nin koskoca bir kanunu ve İçişleri Bakanlığı’nın genelgeleri buna engeldi. Kitapların açıkta satılmasına olmaz diyordu kanunlarımız. Çaresizce boyun eğdim. Vatanına, milletine, devletin kanunlarına sadık namuslu insanlarız. Kanunlarımıza uymam gerekir diyerek bu sevdadan derhal vazgeçtim. Ancak bu nasıl bir kanundur. Nasıl ve ne amaçla çıkarılmıştır, gibi düşünceler aklıma geldiyse de araştırıp soruşturmadım. Soruştursam da nasıl olsa o tarihte bu işin içyüzünü anlamayacaktım. Ta ki 15 Temmuz’dan sonrasına kadar. Nereden bilecektim ki bu kanunun ülkemizi kitapsızlaştırmak ve milletimizi cahil bırakmak için çıkarılan FETÖ Kitap Yasağı olduğunu.

FETÖ Kitap Yasağı’nın yarattığı tahribatı düzeltmek için çareler..

13 yıl süren FETÖ Kitap Yasağı’nın ülkemize verdiği zararları telafi etmek için birçok şey yapılabilir. İktidar ve muhalefet el ele vermeli. Bu konu siyaset malzemesi yapılmamalı. Söz konusu kitaptır. Söz konusu Kuran’dır. Siyaset malzemesi yapmaya kalkışan fikir fedaisi fırıldak çıkarsa bunlara 13 yıl neden sessiz kaldığı sorulmalıdır. FETÖ Kitap Yasağı’nı kaldırmalı ve milletimizi kitaplarla kucaklaştırmalı. Kitaptan korkmamalı kitapsızdan korkulmalı. 15 Temmuz’da kitapsızların milletimiz ettiği zulüm unutulmamalı. 13 yıl süren kitapsızlaştırmaya son vermeli. Bu konuda iktidarın olduğu kadar muhalefetin de mesuliyeti var. Çünkü 13 yıl zarfında meydana gelen FETÖ Kitap Yasağı’na karşı muhalefet partilerinin en ufak bir itirazı olmadı. Ülkemizdeki bütün yayınevlerinin üye olacağı büyük bir yayın dağıtım ve satış kooperatifi kurulmalı. Kooperatifin sermayesi sonradan geri ödenmek üzere devlet tarafından verilmeli. Kooperatif kamyon ve minibüsler satın alıp kendi dağıtım ve nakliye sistemini, internet ağını kurmalı. Her vilayette, her ilçede dağıtım merkezleri ve satış noktaları oluşturulmalı. Bu merkez ve satış noktalarına belediyeler ücretsiz yer tahsis etmeli. Her vilayet ve ilçemizde 11 ayın sultanı mübarek Ramazan aylarında kullanılıp; tam 11 ay boyunca depolarda boş yer bekletilen çok sayıda iftar çadırları var. Bu çadırlar bir süreliğine kitap satış yerleri olarak kullanılabilir. İftar çadırında kullanılan masa ve sandalyeler de depolardan çıkarılmalı, çok işe yarar. Satış yerlerinde çalışacak personelin tamamı açık öğretimde okuyan ve iş arayan üniversite öğrencileri olmasında büyük fayda vardır. Üniversite öğrencilerinin hemen hepsi kitap dostudur ve kitap satışını seve seve, layıkıyla yapar. Aynı zamanda bu gençlerimizin cep harçlıkları da böylece çıkmış olur. Bu yolla yapılacak yayıncılıkta bugün 25 TL etiketle satılan kitaplar en fazla 2 ve 5 TL arasındaki fiyatlarla okura ulaşır. Sürüm çok olur. Yayınevlerinin de okurun da, yazarların da, milletimizin de yüzü güler. Kitaplar matbaadan çıkıp kooperatifin dağıtım merkezine doğrudan gönderilir. İade söz konusu olmadığı için yayınevleri ağır depo maliyetinden de kurtulur. Aklıma şimdilik bunlar geldi. Akıl akıldan üstündür. Kim bilir daha ne düşünceler otaya çıkar. Gelin hep beraber olalım. El ele verelim ülkemizi şu kitapsızlıktan FETÖ Kitap Yasağı’ndan bir an önce kurtaralım. 13 yıl süren kitapsızlığa bir an önce son verelim.

ATİLLA ORAL
Araştırmacı – Yazar

FETÖ Kitap Yasağı’nda ilk adım:

11 Mart 2004 tarihli ve 5101 sayılı “Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesiyle, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 52’nci maddesine aşağıdaki şu hüküm eklendi:

“5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunan eser, icra ve yapımların tespit edildiği kitap, kaset, CD, VCD ve DVD gibi taşıyıcı materyallerin birinci fıkrada bahsi geçen yerlerde satışına izin verilmez.”

FETÖ Kitap Yasağı’nda son adım:

FETÖ KİTAP YASAĞI’NI UYGULAMAYA SOKAN TÜRKİYE’Yİ KİTAPSIZLAŞTIRMA GENELGESİ.