Emir Abdullah’ın Yatla Gezisi

Cemal Granda anlatıyor:

1937 YILINDA Ürdün Emiri Abdullah, yurdumuzu ziyaret ediyordu. Emir önce Ankara’ya gelmiş, sonra da Atatürk’le birlikte özel trenle İstanbul’a hareket etmişlerdi. Emir’i karşılamak için İstanbul’da büyük bir hazırlık göze çarpıyordu. Taklar kurulmuş, caddeler Ürdün ve Türk bayraklarıyla donatılmıştı. Ertuğrul yatı hazırlanmış, Haydarpaşa rıhtımında bekliyordu. İki büyük devlet adamı Haydarpaşa Garında parlak bir törenle karşılandı. Vali Muhittin Üstündağ karşılama hazırlıklarıyla kendisi uğraşmıştı. Bu tür karşılamalarda alışılmış her şey yerine getirilmişti. Emir Abdullah, Ertuğrul yatıyla Dolmabahçe rıhtımına çıktı. Dolmabahçe Sarayında özel dairede misafir edildi. Daha sonra da Florya Köşkü’ne gidildi. O sırada Ertuğrul yatına bir emir geldi:

– Florya köşküne gidiniz… Deniliyordu.

Yatta gerekli hazırlıkları bitirdikten sonra Florya Köşkü’ne gittik. Emir Abdullah yata mihmandarı, yaveri ile geldi. Yalova’ya doğru yola çıktık. Emir’in yatla yapılan bu Marmara gezisi çok hoşuna gitmişti. Uzun zaman yatın denizde bıraktığı köpükten izlere daldı. Yapayalnız yemeğini yedikten sonra biraz yatmak üzere kamaraya indi. Bana da:

– Ada önüne gelince beni kaldırın… Diye emir verdi.

Yat Ada önlerine gelmişti. Emir’i uyandırmak üzere kamaraya inince bir de ne görelim ? Emir hazretleri soyunmadan yatmış. Ayağında reye pantolon, başında keyfiyesini çıkarmış. Kırçıl sakallı Emir, aslında çok güzel bir yüze sahipti. Fakat onu güzel ve heybetli gösteren başındaki keyfiyesi imiş. Onu çıkarınca, saç­sız başı cascavlak meydana çıkmış. Bir süre onu bu haliyle seyrettim. Uyandırıp uyandırmamak arasında kısa bir duraklama geçirdikten sonra emrini yerine getirdim. Emir keyfiyesini başına koyduktan sonra Adaları seyretmek üzere güverteye çıktı. Saat onaltı sıralarında Yalova’ya geldik. Bütün Yalova Emir’i karşılamaya çıktı. Başta şehir bandosu olduğu halde ellerinde bayraklar sallayan öğrenciler ve kalabalık bir halk topluluğu, büyük şenliklerde bulundu. Alkışlar arasında otomobiline bindi ve banyoların bulunduğu yere hareket ettik. Burada Atatürk’ün kendisine ait köşkünde misafir edildi. Emir şerefine bir gün önce saz ve musiki heyeti olarak Florya Köşkü’ne gönderilen Münir Nurettin idaresindeki kemanî Reşat Erer, Refik ve Fahire Fersan, Vecihe Daryal, Cevdet Kozanoğlu ve iki hanende, Emir’in isteği üzerine Yalova’ya getirtilmişti. Emir, müzik faslından o kadar memnun kalmıştı ki, Ürdün’e döndükten sonra Atatürk’e yazdığı mektuplarda Türk musikisi hakkındaki beğenilerini bildirmeden yapamamıştır. Emir şerefine Yalova’da verilen alaturka müzik ziyafeti çok güzel oldu. Gerçekten eşsiz bir gece yaşadık. Saz ve şarkılar gece yarısına kadar sürüp gitti. Türk müziğinin ahengine kendini kaptırarak huşu içinde müzik dinleyen Ürdün Emiri, o gece Münir Nurettin Selçuk’a bir hayli iltifatta bulunmuştu.

Gece yarısından sonra müzik faslına son verildi. Meclis de dağıldı. Herkes yatak odalarına çekildi. Misafirler sabah geç kalkar diye düşünmüştüm. Fakat Emir hazretlerinin sabah karanlığı kalktığını görünce şaşırdım. Sabah namazını, Yalova’nın zümrüt gibi göründü­ğü balkonda kılmıştı. Namaz bittikten sonra eliyle işaret ederek beni çağırmış, zevkin sabah namazında olduğunu söylemişti. Emir hazretlerine güzel bir kahvaltı hazırladım. Yemekten sonra otomobile binerek Baltacı ve Millet çiftliklerini gezdi. Bu Yalova gezisi öyle sanıyorum ki, Emîr’in çok hoşuna gitmişti. Tekrar Ertuğrul Yatına binerek İstanbul’a döndük. O geceyi Dolmabahçe Sarayı’nda geçiren Emir, bir gün sonra memleketimizden ayrılarak Ürdün’e döndü.


Kaynak: ATATÜRK’ÜN UŞAĞININ GİZLİ DEFTERİ, Atatürk’ün oniki yıl hizmetini gören Cemal (Çelebi) Granda’nın hâtıraları