“Bir Çocuğum Olsaydı Çok Mutlu Olurdum”

Atatürk’ün özel yaşamında beklentilerin ve özlemlerin neler olduğunu kesinlikle bilmemiz olası değil ama, her insan gibi O’nun da yüreğinde ailesel beklentilerin yer etmiş olabileceğini tahmin etmemiz mümkün. 

Çocukluk arkadaşlarından Asaf İlbay, anılarında bu tahminlerimizi doğrulayan gözlemler ve tesbitler sunmaktadır: 

Orman Çiftliğinde bir gece… 

Sofrada Neşet Ömer, Asaf İlbay ve diğer konuklar… Bir yandan kadehlerini yudumluyorlar, bir yandan da günün konuları üzerinde görüş alışverişinde bulunuyorlar. 

Güncel ve çok önemli konular arasında özel ve kişisel konular da yer alıyor zaman zaman. 

Gerisini Asaf İlbay’dan dinleyelim: 

…Mustafa Kemal, bakışlarını Neşet Ömer Bey’e çevirdi: 

“Bir çocuğum olsaydı çok büyük bir sevinç duyacaktım. Milletime, benden sonra benim neslimden bir evlat bırakmayı çok isterdim. Profesör, bunun çaresi yok mudur?” dedi. Neşet Ömer Bey gülümsüyordu. Eşim söze karıştı: 

-“Paşam,” dedi. “Bir değil, birkaç evladınız olmalıydı. Belki birisi bir nebze size benzerdi. Çünkü Paşam, size benzemek o kadar güç bir şey ki!…” 

Mustafa Kemal’in güzel gözleri, uzaklara, derinlere dalmıştı.

Bir başka gün… Bir balo gecesi… 

Gazi Paşa’nın oturduğu masanın çevresi yine renkli bir kalabalıkla çevrili. Balonun konukları aileleriyle birlikte bu masanın önünden geçip O’na saygı ve sevgilerini sunuyorlar ve kendilerini takdim ediyorlar. 

Gerisini yine Asaf İlbay’dan dinleyelim: 

…Ben de eşim ve kızımı takdim ettim. Paşa ayağa kalktı. Bize yer göstermek lütufunda bulundu. Oturduk. Kızım Bedia’ya baktı, sonra adını, yaşını sordu kızımdan. On altı yaşında olduğunu söyledim. 

Gazi Paşa çevresindekilere dönerek: 

“Asaf ile bir mahallenin çocuğuyuz,” dedi, “belki de aynı yaştayız… Demek ben de vaktiyle evlenmiş olsaydım, on altı yaşında çocuğum olacaktı!..” 

Çok duygulanmıştı… Gözlerinin nemlendiği görülüyordu. 

Eşim ayağa kalktı: “Paşam, bütün millet sizin çocuklarınız!..” dedi. 

“Doğru… İşte ben de bununla teselli buluyorum… Evet, milletim sağ olsun…” 

Ve bir an sonra ilave etti: 

“Belki benim çocuğum olmadığında bir hikmet vardır. Çok sevdiğim tayımın ölümünden o kadar müteessir olmuştum ki, günlerce acısını unutamadım. Yemek yiyemedim… Ya çocuğumu kaybetmiş olsaydım, ne olurdum bilemem!..”

Şemsi Belli, Fikriye, Bilgi Yayınları

Bir Cevap Yazın