Bir Adamı Başvekil Yapabilecek Adam!

Bir akşam Olimpos’da toplanmışlardı. Aralarında Fethi (Okyar) ve Ali Fuat (Cebesoy) da vardı. Konu döndü, dolaştı, İran olaylarına geldi. İran’da hürriyet savaşına atılanlar büyük başarı kazanmıştır. Muzafferiddin Şah parlamentoyu açmak zorunda kalmıştı. Venizelos da Girit’de adayı Yunanistan’a katmak için savaşta idi.

Ali Fethi:

-“Bizde neden böyle adamlar çıkmaz?” diye öfkeli bir çıkış yaptı. Masada bir susma. Mustafa Kemal derin bir düşünceye dalmıştı. Biri neden sonra ona döndü.

-“Ben senin ne düşündüğünü biliyorum, neden ben çıkmayayım” diyorsun.

Mustafa Kemal birden atıldı:

-“Evet böyle düşünüyorum. Neden bir Mustafa Kemal çıkmamalı?”

Pek de ciddi idi. Yüksek sesle söylemişti. Biraz sonra, beklide çekinerek, masada bulunanlardan çoğu ayrılıp gittiler.

-“Evet neden bir Ali Fethi, bir Mustafa Kemal çıkmaz?”

Fethi:

-“Biraz da Yonyo’ya gidelim,” dedi.

Maksadı bahsi değiştirmekti. Konu orada da aynı… Fethi:

-“Çok iyi söylüyorsun ama, bir parça da eğlensek… Politikayı bıraksak…” diyordu.

Mustafa Kemal durmadan konuşmak istiyordu.

-“Hem ihtilalden söz ederiz, hem İstanbul baskısı altında kokuyoruz. Sonra da İran’daki, Girit’deki hareketlere imreniyoruz. Ben baş olabilirim, diye biri ortaya çıkınca herkes susuyor. Yok öyle şey. Hemen toplanmalı karar vermeliyiz.

Atatürk İran Şahı Rıza Pehlevi’nin Türkiye’yi ziyareti dolayısıyla Ankara’da yapılan törende. (17 Haziran 1934)

Hikayenin altını Cebesoy’dan dinlemiştim: Fethi Yonyo’dan bir kadınlı danslı bir yere gitmeyi teklif eder. Üçü de gitmişler. Fethi zevkine dalmıştır. Mustafa Kemal Ali Fuat’ı bırakmaz:

-“Niçin çıkmamalı?”

Bu millet Yunanlılardan da mı cansızdır, İranlılardan da mı düşüktür? Giderek sabahlamışlardı. Ortalık ağarmak üzere. Erkenden görevleri başında bulunacaklar.

Fethi kendi evine döner. Ali Fuad’ın evi uzakçadır. Mustafa Kemal:

-“Sen bize gel. Anam bir şeyler hazırlamıştır. Kahvaltı eder, yıkanıp traş olur, daireye gideriz.” der.

Anası pek sevdiği oğlunu bekleyerek sanki hiç uyuyamamıştır. Vurulur vurulmaz kapıyı açar.

-“Bu kadar geç kaldığına göre iyi eğlenmişsinizdir… Oh…oh… Ne iyi ettiniz,” der.

-Ali Fuad:

-“Aman Teyze sormayın. Fethi Bey’le beraberdik.”

-“Fethi ile mi? Akıllı çocuktur o…”

-“Oğlun birahanede bir bahis tutturdu bir bahis tutturdu, bir türlü arkası gelmez, Fethi haydi gidelimde eğlenelim.” dedi.

-“Ya… Fethi öyledir, akıllıdır.”

-“Gittik ama, oğlunun bahsinden kurtulursan kurtul, gene konuştuk durduk.”

-“Fethi ne yaptı?”

-“O eğlenecek bir şey buldu…”

-“Dedim ya… Akıllıdır Fethi…”

Daima sofrasının başı idi. Kendine alabildiğine güvendiği ve büyük sergüzeştler için ruh hazırlığı içinde bulunduğu görülür halde idi. Bir akşam sofrasındaki arkadaşlarına makam dağıtırken Nuri Conker’e:

-“Seni de başvekil yapacağım,” der.

-“O birader, beni başvekil yapmak için sen ne olacaksın?”

-“Bir adamı başvekil yapabilecek adam!”

Bu fıkrayı Cumhurbaşkanlığı devrinde Nuri Conker bir iki defa anlatmıştı.

Kaynak: Çankaya, Falih Rıfkı Atay, Pozitif Yayınları, İstanbul, 2004. ISBN: 975-6461-05-5. Sayfa:51-53