‘Ben Atatürkçü Değilim’ Ne Demek?

”BİZİM kuşak, çok partili yaşam dönemi boyunca da cumhuriyeti ve Atatürkçülüğü savunmak uğruna az savaş vermemiş, az çile doldurmamıştır. Göre­vimizi ne ölçüde başarabildik, bu konuda herhangi bir değerlendirmeye kalkışmak, bize düşmez. Biz artık devrini tamamlamaya yüz tutmuş bir kuşağız. Bugün varsak, yarın yokuz. Başlıca umudumuz bizim dönemde yetişen ve yetişmekte olan yeni kuşakların gerçek halk yönetimi demek olan cumhuriyet ilkelerini yurdu­muzda daha sağlam temellere dayama olanağını bula­bilmeleridir.”

Nadir Nadi, son başyazısında böyle diyordu. Tarih 7 Mayıs 1988… O günden sonra Nadir Bey eline kalemini almadı, alamadı. Tekerlekli bir sandalyede yaşamaya mahkûm oldu. Türk basınının tek başyazarı, son yıllarında umut­suzluğa düşmüştü. Kendisi için ‘Bu adam boşuna yaşa­mış’ diyecekler diyordu. Tüm yaşamı Atatürk devrimini savunmakla, anlatmakla geçmiş bir yazarın bu umut­suzluğunu anlamak kolaydır.

Daha 1950’de Türkçe ezanın kaldırılmasıyla başlayan gerileme eğilimlerine ilk ve tek karşı çıkan yazar olmak, kırk yılı aşkın bir süre gazetesinde çağdaşlığı, uygarlığı, halktan yana bir de­mokrasiyi savunmak… Sonunda da demokratik uygu­lama adı verilen bir tutumun ülkeyi korkunç bir yozlaştırmaya sürüklediğini görmek… “Ben Atatürkçü Değilim” adlı kitabında yer alan yazılar, Nadir Nadi’yi sıkı yönetim mahkemelerine bile sürükledi. Evrenlerin, Atatürkçülüklerinin gerçek an­lamda Atatürk devrimine ters düştüğünü açık açık ya­zanların başındaydı. Tehlikeli gidişi daha 1950’de gö­ren bir yazar, neredeyse tüm yaşamını bu davaya adadı desek, yeridir.

1965’te AP iktidarının işbaşına geldiği tarihte ‘Ben Atatürkçü Değilim’ başlıklı yazısında şöyle diyordu:

‘…büyük kahramanın ömrü boyunca nefret et­tiği ve bütün gücü ile bizi kurtarmaya çalıştığı dogmacılığı, şimdi gericiler onun adına sığınarak yeni­den, tam anlamı ile hortlattılar… Atatürk’ün yüce adını maskara olmaktan kurtarmak için bari biz bu adamlara karşı durmasını bilelim ve göğsümüzü ge­re gere onlara seslenelim: Çağdaş uygarlığa sırt çevirmek Atatürkçülükse, biz Atatürkçü değiliz, hayatta en hakiki mürşit ilim değilse, biz Atatürkçü değiliz. Vicdan ve fikir özgürlüğü doğruyu aramak, doğruya İnanmak, inandığımızı savunmak hakkını bize vermiyorsa, biz Atatürkçü değiliz Ulusal ba­ğımsızlık başkalarının uydusu halinde yaşamak anlamına geliyor ve halkçılık ilkesi, mutlu azınlık elinde cennet vaatleri ile ömrü billah sömürülmesi sayılıyorsa, biz Atatürkçü değiliz.’

Yıllar süren bir has­talıktan kurtulamayarak 20 Ağustos 1991 günü bu dün­yadan ayrıldı Nadir Nadi. Son iki ilk yaz günlerinde yurt gezilerine çıkmıştık. Sevdiği dostları yanındaydı. İzmir, Foça, Kuşadası, daha sonra Muğla, Gökova, Marmaris… Bir dinlence sırasında ‘bu, benim son yolculuğum’ demiş­ti. Öyleymiş! Yarım yüzyılın aydınlanma savaşçısı, sıcak bir ağustos günü dünyamızdan çıktı gitti. Ardında Türk aydınlanmasının en sağlam uyarılarını bırakarak… O, sürekli uyarmıştı toplumu… Çevresinde, gazetesinde Atatürk aydınlığını yaygınlaştırmıştı. Bunu tüm ülkeye, benimsetmek için yıllarını vermişti. Yazar, başyazar, milletvekili, senatör olarak… Yılların Atatürkçüsü daha 1965’te niçin, ‘Ben Ata­türkçü Değilim’ demişti. Gidişin bir çıkmaza doğru olduğunu sezdiği için… Hele 12 Mart, ardından 12 Eylül, üstelik de ‘Atatürk Atatürk’ sesleriyle yeri göğü birbirine katan kişilerin, Atatürk çizgisinden, Atatürk devriminin ilkelerinden ne kadar uzakta olduklarını gördükten sonra daha çok savaşmak gerekliliğini yinelemişti. Ben Atatürkçü Değilim’in ilk baskısına yazdığı son sözde hepimizin katılacağı şu saptamayı yapmıştı:

“Ne yazık ki onun 15 yılda başardıklarını o günden bugüne geçen 45 yıl içinde biz törpüleye törpüleye büyük ölçüde zedeledik.”

Ölümünden yıllar sonra Nadir Bey’in bir yazısında söylediklerini acı bir özlemle anımsıyoruz:

“Devrim İl­kelerini ayakta tutmaya karar vermediğimiz sürece çok partili demokratik rejimin yurdumuzda yaşa­masına olanak yoktur.”

Nadir Bey’in bu sözlerinin ne kadar doğru olduğu ortaya çıkmadı mı?..


Oktay Akbal, Cumhuriyet Gazetesi, 19 Ağustos 1993