Atatürk’ün Sofra Arkadaşları (Mutat Zevat)

Atatürk, Şükrü Kaya, Ruşen Eşref Ünaydın ve Salih Bozok’la Turhal İstasyonu’nda. (22 Kasım 1930)

Atatürk’ün, özellikle akşam sofrası, çok konuşulmuş ve hâlâ da konuşulan bir konudur. Halbuki, bu sofrada, yapılacak bütün işler ele alınır ve enine boyuna ciddi olarak konuşulurdu.

Ayrıca, hangi konu ele alınacaksa, o konuyu iyi bilen üniversiteden veya dışarıdan şahıslar da yemeğe çağrılır ve o konu iyice tartışılıp karara bağlanırdı. Toplantıyı Atatürk idare eder ve konuşmaları da kesinlikle şahsiyete döktürmezlerdi.

Eğer o konuyla ilgili kişi orada yoksa, hemen getirtilir veya o konu başka bir güne bırakılarak o kimse de toplantıya çağrılırdı.

Toplantılarda, daima bir kara tahta ve tebeşir bulundurulur, bazen de dünya ve Türkiye haritaları astırılırdı. Genellikle bazı kimseler, Atatürk’ün sofrasında hemen daima bulunurlardı.

Atatürk ve İsmet İnönü

Atatürk, bu kişilere ya not aldırır ya makale yazdırır veya elçi gibi kullanarak gidip araştırma ve tetkik etme görevi verirlerdi. Sofrada bulunan bu kimselere, her zamanki kişiler; bilinen, belirli kişiler anlamında “Zevat-ı Mutade” denirdi. Bu kimseleri tek tek inceleyecek olursak, görürüz ki bu kişiler ya hükümet üyesidirler veya zamanın en ileri gelen fikir ve kalem üstatlarıdır.

15 Mart 1923, Adana Türk Ocağı, (Beyaz sakallı zât milli şair Mehmet Emin Yurdakul)

Bu kişiler şunlardı:

Celal Sahir Erozan: Gazeteci-Yazar.

Falih Rıfkı Atay: Bolu Milletvekili ve Hakimiyet-i Milliye gazetesi başyazarı.

Fuat Bulca: Türk Hava Kurumu Başkam.

Hakkı Tarık Us: Vakit gazetesi başyazarı.

İbrahim Aleâttin Gövsa: Yazar.

İrfan Ferit Bey.

Mehmet Emin Yurdakul: Büyük Türkçü şair ve yazar.

Mahmut Bey: Siirt Milletvekili ve Milliyet gazetesi başyazarı.

Mithat Alam: Maraş Milletvekili.

Necmettin Sadak: Hariciyeci (İnönü zamanında Hariciye Bakanı ve Başbakan olmuştur).

Recep Peker: Halk Partisi Genel Sekreteri (İnönü zamanında Başbakan olmuştur).

Atatürk Florya Köşkü inşaatında. Hemen arkasında elinde şapkasıyla Falih Rıfkı Atay.

Recep Zühtü Bey: Atatürk’ün Selanik’ten arkadaşı.

Şükrü Saraçoğlu: İzmir Milletvekili (İnönü zamanında Başbakanlık yapmıştır).

Şükrü Kaya: Dahiliye Vekili.

Dr. Tevfik Rüştü Aras: Hariciye Vekili, ayrıca Atatürk’ün Selanik’ten beri arkadaşı.

Yusuf Akçora: Araştırmacı ve tarihçi.

Bunların dışında sofrada sıkça bulunan kişiler de şunlardı:

Ziya Gökalp Özer: Büyük Türkçü ve filozof.

Ahmet Ağaoğlu: Edebiyatçı, yazar.

Ali Çetinkaya: Emekli albay, Ulaştırma Bakanı.

Atatürk ve Ali Çetinkaya Ankara Çubuk Barajı’nda.

Ali Kılıç: Emekli subay, Gaziantep kurtuluşu gazisi.

Ruşen Eşref Ünaydın: Gazeteci-yazar.

Yunus Nadi: Cumhuriyet gazetesi kurucusu ve başyazarı.

Nuri Conker: Emekli binbaşı, Atatürk’ün Selanik’ten beri arkadaşı.

Cevat Abbas: Başyaver.

Salih Bozok: Başyaver ve Atatürk’ün Selanik’ten beri tanıdığı arkadaşı.

Muzaffer Kılıç: Yaver (Atatürk’ün Filistin’den beri yaveri).

Ayrıca Ata’nın sofrasına her zaman gelebilen kişiler de şunlardı:

İsmet İnönü: Başvekil.

Mareşal Fevzi Çakmak: Genelkurmay Başkanı.

Celal Bayar: İktisat Vekili, İş Bankası kurucusu.

Celal (BAYAR) Bey ve Kılıç Ali ile Muhafız Alayında denetlemelerde bulunurken, Ankara, 28 Nisan 1934
Yaveri Muzaffer (KILIÇ) Bey ile, Eskişehir, 15 Ocak 1923

Bu sofra başı sohbetleri bazen sabaha kadar sürerdi. Herhangi bir konu görüşülürken o konuyu iyi bilene Atatürk sual yöneltir ve onu konuşmaya zorlarlardı. Bilmediği konuları can kulağı ile dinler ve öğrenmek isterlerdi. Sofrada genellikle mevsim sebzeleri dışında, pilav ve kuru fasulye mutlaka yemekte bulunurdu. Lüks sayılan yemekler genellikle sofrada bulunmazdı. Kendileri meze olarak peynir, leblebi ve kavunu tercih ederlerdi. Hâlâ da konuşulanların tam aksine, böyle gecelerde, en az eğlenceye yer verilirdi. Sırf misafir ve dostları için çağrılan ses ve saz toplulukları, pek çok defalar hiç sazlarını bile açmadan evlerine dönmüşlerdir.

 

 

(Muzaffer Kılıç ve Halil Nuri Yurdakul’dan)

Atatürk’ten Hiç Yayınlanmamış Anılar

Yazarı: Prof. Dr. Yurdakul Yurdakul