Atatürk’ün Kuran Okuyana Saygısı

(Muzaffer Kılıç’tan)

Yaveri Muzaffer (KILIÇ) Bey ile, Eskişehir, 15 Ocak 1923

Sakarya Harbi 22 gün 22 gece devam etmiş, tam deyimle kan gövdeyi götürmüştü.

Bu nedenle tarih kitapları Sakarya Harbi’ni en kanlı muharebelerden biri olarak yazmıştır.

Bu muharebe içinde, mermilerin üzerimizden geçtiği günlerden bir gün, Atatürk beni çadırlarına emrettiler. Çadıra koştum, Atatürk ayakta ve masada açılmış harita başında çok gergin ve sinirliydi.

Çadıra girer girmez, bana hemen Fevzi Paşa’yı çağırmamı emrettiler.

“Baş üzerine Paşam.” diyerek çıktım, atıma atlayarak Fevzi Paşa’nın çadırına atımı yıldırım gibi sürdüm.

Dikmen sırtlarında yaveri Muzaffer (KILIÇ) Bey ile, Ankara, 15 Şubat 1921.

Artık neredeyse düşman mermileri bizim çadırlarımıza düşecekti. O toz toprak arasında, Paşa’nın çadırına nefes nefese geldim ve hemen içeri daldım. İçeri girince bir de baktım ki, Fevzi Paşa arkaları kapıya, yüzleri kıbleye dönük, diz çökmüş vaziyette kendilerinden geçmiş ve vecd içinde yüksek sesle Kur’an-ı Kerim okuyorlardı.

Kendilerinden o kadar geçmişlerdi ki, arkaları da kapıya dönük olduğundan benim içeri girdiğimi görmediler ve duymadılar bile. Ben hiç ses çıkarmadan ağzımı elimle tutarak geri geri yavaşça çadırdan çıkıp, atıma atlayıp Ata’ya yıldırım gibi geri geldim. Geldim ama, attan inerken aklım başıma gelmişti. Ata’ya ne diyecektim. Emrine ne cevap verecektim. Fakat bunları düşünmeye bile zaman yoktu.

Hemen Ata’nın çadırına daldım. Çadıra girdiğimde Ata hâlâ ayakta ve açık harp krokisi önünde idi. Girer girmez, “Nerede Fevzi Paşa?” diye gürledi. “Paşam” dedim “Fevzi Paşa’nın çadırına gittiğimde, Fevzi Paşa Kur’an-ı Kerim okuyorlardı. Beni görmediler, ben de hiçbir şey söylemeden geldim. Emrederseniz tekrar gidip emrinizi bildireyim,” dedim. Atatürk şöyle bir durdu, “Bırak Paşa Kur’an’ını okusun. Allah’ın izni ile biz düşmanı yeneceğiz. Rahatsız etmeyelim Paşamızı.” buyurdular (1921).

Sakarya’da Zafer Tepesi’nde, 1921. Fevzi Çakmak(3), Kazım Özalp(2), Atatürk(1)

Kaynak:

Atatürk’ten Hiç Yayınlanmamış Anılar

Prof. Dr. Yurdakul Yurdakul 

 

Bir Cevap Yazın