Atatürk’ün İslâm’a ve Peygamberimize Bakışı

Osmanlı’nın tarih sahnesinden çekilmesinin ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal hakkında değişik tartışmalar yaşanmıştır. Bu tartışmaların başında da İslâm dini ile olan ilişkisi gelmektedir. 

Gazi Mustafa Kemal için böyle bir tartışmanın varlığı abestir. Zira hayatına kabataslak olarak bile baktığımızda onun İslâm dinine, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya(sav), Kur’an’a son derece saygılı yaşadığını görürüz.

Her şeyden Önce Mustafa Kemal, bir İstiklâl mücadelesine liderlik yapmış ve “Gazi” olmuştur. Bilindiği üzere “Gazilik” İslâm dininde “Şehitlik”ten sonraki en yüce mertebedir ve Mustafa Kemal’e “Gazi’ unvanının bu milletle birlikte T.B.M.M vermiştir.

Atatürk Şah Rıza Pehlevi ile İstanbul’da…(26.06.1934)

Gazi Mustafa Kemal’in İstiklâl mücadelesindeki söylemlerine baktığımızda da O’nun gayesinin milleti, devleti ve İslâm dinini kurtarmak olduğunu açık biçimde görürüz. Cumhuriyet  kurulduktan sonraki söylemleri de bundan asla, beri değildir. Atatürk, devleti kurduktan sonraki söylem ve uygulamalarında yaptıklarını İslâm Dini ve Kur’an ile bağdaştırmaya ağırlık vermiştir. O “din istismarına” karşı sert tutum takınmıştır.

Atatürk, Kur’an’ın milletçe iyi anlaşılmasını, Türkçeye çevirterek ve Türkçe Tefsir ve Hadis kitapları yayınlatarak sağlamıştır. O, Kur’ân’ın anlaşılarak okunmasına ve okutulmasına son derece önem vermiştir. Bununla birlikte Kur’an’ın özgün Arapça okunmasını da takdir ederek güzel sesle okunmasını özendirmiş ve Türk hafızlarını övmüştür.

Gazi Mustafa Kemal’in Kur’an’a, İslâm’a ve Peygamber Efendimize (sav) bakışında ferdi yönün tam olduğunu anlıyoruz. Gerek konuşmalarda yer verdiği ayetlere ilişkin sözlerinden gerekse okuduğu dinî kitapların sayfa kenarlarına düştüğü notlardan bunu anlamak kolaydır.