Atatürk’ün Doğumu Ve Ailesi

Bana insan üstü bir doğuş yakıştırmaya kalkışmayınız; doğuşumdaki tek olağanüstülük, Türk olarak dünyaya gelmemdir. ATATÜRK 
 
1881 yılının Mayıs ayında Selânik koyuna hâkim Ahmet Subaşı Mahallesi’nin üç katlı pembe evinde (bk.Resim:1) Zübeyde Hanım’ın bir oğlu dünyaya gelmiştir (19 Mayıs 1881). 
 
Resim:1-Mustafa Kemal’in doğduğu ev (Selanik)
“Beyaz tenli, mavi gözlü, sarı-boz saçlı, top gibi bir bebekti.” Her doğan çocuk, böyle ifade edilebilir, fakat bu topaç, dünyaya inkılâplar ve Türk Milleti’ne zaferler getirecek Mustafa Kemal için söylenirse anlamı değişir. 
 
Dünyanın en ünlü yazarları, hakkında binlerce eser yazılacak bu büyük insanın çocukluğunu, mitolojiden bahseder gibi anlatıyorlar. 
 
“Sütten kesilir kesilmez, Onu bazen sabahlara kadar uyanık tutan; ara sıra kaskatı kesilmesine, bol bol ağlamasına, tepinmesine sebep olan hırçın huyu kendini belli etmeye başladı.” 
 
Hayata gözlerini yeni açan bu topaç, Mustafa Kemal olmasaydı, ondan kim böyle söz ederdi? 
 
Babası Ali Rıza Efendi (bk. Resim:2), Selânik Evkaf katipliğinde ve Gümrük memurluğunda bulunmuş, daha sonra bu görevden ayrılarak kereste tüccarlığı yapmıştır. Ancak gerek kereste teminindeki güçlüklerden, gerekse yağmacılar ve çetecilerden bıkarak bu kez tuz ticaretine başlamıştır. Bu konuda da başarılı olamayan Ali Rıza Efendi, peş peşe gelen başarısızlıkların yarattığı sıkıntılar içinde çırpınırken bir süre sonra bağırsak veremine yakalanmış ve bu hastalıktan kurtulamayarak, tahminen 50 yaşında iken, ölmüştür (1888). 
Resim:2-Mustafa Kemal’in babası Ali Rıza Efendi
Zübeyde Hanım, kocasının son günlerinden bahsederken; “Merhum son günlerinde işinin fena gitmesinden çok müteessir oldu. Kendisini salıverdi. Daha sonra da dervişmeşrep bir hal alarak eridi gitti.” diyecektir.
 
Ali Rıza Efendi, imkânlar ölçüsünde eğitim görmüş, iyi huylu bir insandı. Öldüğü zaman geride üç çocuk bırakmıştı. Bu çocuklar: Mustafa (Kemal Atatürk), Makbule ve Naciye idi. Naciye bir süre sonra ölecek, ancak Mustafa ve Makbule yaşamlarını sürdüreceklerdir. 
 
Ahmet Subaşı Mahallesi’nde, boş bir evde, iki mecidiye (40 kuruş) aylık ve üç çocukla kalan Zübeyde Hanım’ın, kocası öldüğü zaman durumu buydu. O zaman Mustafa 7 yaşındaydı ve evin tek erkeğiydi. 
 
Zübeyde Hanım, 1861 yılında Selânik’te doğmuştur. Hacı Feyzullah Ağa ile Ayşe Hanım’ın kızıdır (bk. Resim:3). Ailesi, yıllar önce Orta Anadolu’dan gelmiş Türkmen boylarından olup, Selânik’e yerleşmişlerdir. 
Resim:3-Mustafa Kemal, annesi Zübeyde Hanım (ortada) ve kardeşi Makbule Hanım ile
Zübeyde’nin çocukluğu, bu kentin Ahmet Subaşı Mahallesi’nde geçmiştir. Evliliği, toplumun geleneksel görücü usulü ile olmuştur. Evliliğinin daha başlarında üç çocuğunu kaybeden Zübeyde Hanım (Fatma, Ömer, Ahmet) mutlu ve rahat bir evlilik dönemi geçirememiş, buna geçim sıkıntısı ve kocasının hastalığı, sonra da erken ölümü eklenince yaşantısı, çeşitli sıkıntılar ve yokluklar içinde geçmiştir. Nitekim, kocası Ali Rıza Efendi öldüğü zaman, üç çocukla tek başına kalan Zübeyde Hanım, o günleri şöyle dile getirecektir:“Ben dul kaldığım zaman 27 yaşında bir tazeydim. Bana iki mecidiye (40 kuruş) dul maaşı bağladılar.” 
 
Ekonomik durumu iyi olmayan Zübeyde Hanım, kocasının ölümünden kısa bir süre sonra çocuklarını yanına alarak Hacı Süleyman Efendi’nin Langaza’daki çiftliğinde kâhyalık yapan kardeşi Hüseyin Ağa’nın yanına gidecek, ancak bir süre sonra küçük Mustafa’nın okula devam zorunluluğu nedeniyle tekrar Selanik’e dönecektir. 
 
1915 yılının ortalarına kadar Selanik’te kalan Zübeyde Hanım, daha sonra kızı (Makbule) ile birlikte İstanbul’a gelecek, bu sıralarda Çanakkale’den zafer kazanmış bir kumandan olarak dönen Mustafa Kemal ile bir süre Akaretler’de tuttuğu evde beraber olacaktır. Ancak Zübeyde Hanım’ın oğlu ile beraberliği uzun sürmeyecek; önce çeşitli görevler, arkasından Kurtuluş Savaşı’na katılma nedenleri ile ayrılık dönemi tekrar başlayacaktır 
 
Zübeyde Hanım, 1923 yılında, hem tedavi olmak ve hem de dinlenmek üzere gittiği İzmir’de hayata gözlerini kapayacaktır (14 Ocak 1923). 

Bir Cevap Yazın