Atatürk’e Ağlamaya Gelen Kral!

15 Kasım 1938 gözümün önüne geldi.

Bütün Türkiye sanki yekpare bir damla göz yaşı haline girmişti. Muhakkak ki, Türk tarihinde kaybedilmiş büyük adamlar için gözyaşları dökülmüştür. Fakat zannediyorum ki, hiç kimsenin arkasından bu kadar umumî bir şekilde ağlanmış bu kadar büyük matem tutulmuş olsun.

Atatürk’ün Cenaze alayı Karaköy’e ulaştığında kalabalık bütün sokakları doldurmuştu.

Tasavvur etmeli ki, ona ağlamak, tabutu önünde göz yaşları dökmek için inşan dalgaları altında kalan genç kızlar can verdiler. Türk milleti, tarihin hiçbir devrinde, tek evlâdı için bu kadar göz yaşı dökmüş, bu derece içten hıçkırmış değildi. Sonradan öğrendik ki, 10 Kasım günü bizlerle birlikte Endenozya’dan Pakistan’a, Afrika ortasından Finlandiya’ya kadar dünya göz yaşı dökmüştür.

Kemal Atatürk belki de bütün dünya tarihinde kendisi için en çok ve en umumî bir şekilde ağlanmış insandır. Şimdi buna dair bir sahne gözümüzün önüne geliyor.

Atatürk’ün naaşı geçerken halk cenaze arabasını görebileceği her yeri doldurmuştu. Çatılar, kaldırımlar, balkonlar üst üste insan doluydu.

Dolmabahçe Sarayı’nın loş, büyük salonunda katafaltın karşısında bir kaç gazeteci arkadaşla birlikte bekliyorduk. Halk matem nehri halinde onun önünden geçiyordu. Askerler, mektepliler, siviller gençler, ihtiyarlar… Birdenbire bu matemli insanlar arasında omuzları düşük, yüzü sapsarı olmuş, gözleri kızarmış bir adam dikkatimizi çekti.

Atatürk, Afgan Kralı Amanullah Han ve eşi Kraliçe Süreyya ile birlikte Ankara’da, (24 Mayıs 1928)

Bu zatı gözümüz ısırıyordu ama, kimdi? Bulup çıkaramıyorduk. Ziyaretçi adeta dermansız adımlarla ilerledi. Atatürk’ün ayak ucunda bir an durdu. Hürmetle onu selamladı. Sonra, göz yaşlarını göstermemek için hemen siyah gözlüğünü çıkarıp taktı.

Atatürk Ankara’ya gelen Eski Afgan Kralı Amanullah Han ile Gazi Orman Çiftliği’nde. (25 Şubat 1930)

Hiç kimse farkında değildi ki, bu kalabalığın içinde şu yüzü sapsarı ve omuzları düşük insan bir kraldır. Afgan kralı Amanullah Han. Son derece hasta olmasına rağmen, Atatürk’ün ölümünü işitince, başka bir isimle tayyareye atlamış ve kimsenin haberi olmadan İstanbul’a gelmişti. Alelâde bir ziyaretçi gibi kalabalığa karışmıştı.

Koridora geçince yanına yaklaştık. Ağlamaklı sesi, Dolmabahçe Sarayı’nın karanlık dehlizinde titreyerek:

’39 derece ateşim var, fakat felaketi işitince duramadım. Onunla vedalaşmaya ve ağlamaya geldim’... dedi.

Amanullah Han İstanbul’da, Atatürk’ün Cenaze Töreni’nde. 15 Kasım 1938

Sonra başını önüne eğip bize veda ederek uzaklaştı.

Bu bir resmi nezaket ziyareti filan değildi. Her şeyini, hatta parasını, tacını kaybetmiş üstelik hasta bir adamın 39 derece hararetle O’na ağlamak icin başka bir isimle Roma’dan İstanbul’a geliyordu. 

Hikmet Feridun ES, Her Yönüyle Atatürk