Atatürk ve Amerikalı Bir Profesör

YAZAN: Prof. Dr. ismet Giritli, İstanbul Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi, 28 Şubat 1970

BUGÜNE kadar bir yabancı tarafından Atatürk üzerine yazılmış en gü­zel kitap olan Lord Kinross’un «Atatürk, Bir Milletin Yeniden Do­ğuşu» adlı eserinden sonra son zamanlarda bir Amerikalı profesör, Amerikan Sanat ve Bilim Akademisinin organı olan «Daedalus» dergisinin belli başlı dünya liderlerine ayrılan 1968 yılının yaz sayısında «Devlet Kuru­cusu Olarak Atatürk» başlıklı bir makale yayınladı.

Bu uzun makalede İleri sürü­len bâzı fikirler; Türk milletinin gözbebeği Atatürk’le ilgili olmak ve Nazi zulmünden kaçıp Atatürk devrinde Türkiye’ye ebeveynlerde sığınan ve yetişen sonra da gittiği ABD’de Türkiye ile ilgili sorun­larda ve yayınlarda «otorite» ola­rak kabul edilen Prof. Dankwart A. Rustow’a ait olmak yönünden üzerinde durulmaya değer (1).

ADI İÇİN BİLE…

Kendisinin Türkçe ve Türkiye hakkındaki bilgisi ve siyasi dedi­kodu ve teferruat yönünden malumatı ne kadar fazla olursa ol­sun, Atatürk hakkında ana ko­nularda sıhhatli bir bilgi ve teşhisten maalesef yoksun olduğu anlaşılan profesör makalesine şu iddialı ve fakat yanlış beyanla başlıyor:

«Kemal Atatürk 1881’de Selanik’te doğmuştur. Geleneksel Türk biyografilerinin çoğunda ver alan bu giriş cümlesi masum olduğu nispette çelişkili ve yan­lıştır. Gerçekte Selânik’te 1881’de dünyaya gelen erkek çocuğun adı Mustafa idi. 12 yıl sonra bir öğretmen, çocuğu sınıftaki di­ğer Mustafalardan ayırmak için ona Kemal adını ekledi»

Oysa, Türk tarihinin ve genel­likle Mustafa Kemal’in tarihi ki­şiliği üzerindeki bütün teferruat konularında bile bu kadar iddi­alı olan bir Bilim Adamının, ger­çekte, kendi ismi Mustafa olan bir öğretmenin, çocuğun kafasın­daki olgunluğundan dolayı çocu­ğa Kemal adını eklediğini bilme­si gerekirdi. Geçen yıl Columbia Üniversitesinde bulunduğumuz zaman bu ve birkaç diğer önemli noktada meslektaşımızı uyarmış­tık. Nitekim bir yıl sonra Türki­ye’de Türkçe ve İngilizce yayın­lanan aynı makalede bu hatânın düzeltildiği görülmekte (2) fakat yine de makale, uyarmalarımıza rağmen, Atatürk hakkında çeliş­kili ve yanlış bâzı iddialar ihtiva etmektedir, işte, biz Türk Ulusu­’nun en büyük kahramanını lekelemek niteliğini taşıyan iddia­lardan sadece bir ikisi üzerinde durmak istiyoruz. Bu iddialardan birine göre:

«Mustafa Kemal kendisini güç duruma düşürebilecek padişah devrindeki iktidara gelme teşebbüsünü nakletmemek için Büyük Nutka 1919’dan sonraki olayların hikâyesi ile başlamaktadır.»

RAKİBİ KİM?

Oysa yine Türk Devrim Tarihi­’ni bilen herkesin teslim edeceği gibi Milli Mücadele fiilen ve res­men 19 Mayıs 1919’da başladığı için Büyük Nutuk’da gayet ve­ yerinde olarak o tarihten başlamakta ve ayrıca Mustafa Kemal’­in, kendini güç duruma düşürüp gölgeleyecek ve açıklanma­ması gereken bir hareketi de bu­lunmamaktadır. Bir bilim adamı için izahı imkânsız, haksız ve ağır isnatlar yapan Prof. Rustow’un Atatürk’e durup dururken yaptığı bir diğer isnat da şudur:

«Mustafa Kemal muhalefeti sus­ turduktan ve en ciddî rakiplerinden bir kaçını idam ettirdik ten sonra daha mülâyim ve geniş görüşlü olma imkânına kavuştu.»

Bu münasebetle sayın Türkiye uzmanına sormak lâzımdır: Atatürk’ün idam ettirdiği en ciddî rakipleri kimlermiş? Zira Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluş ta­rihini okuyanların da bilebilecekleri üzere, Mustafa Kemal, işin başından beri mevcudiyetini arzuladığı muhalefeti değil, genç Cumhuriyeti tehdit eden Şeyh Sait İsyanını bastırmak istemiş ve yazarın yukarıdaki iddiasının aksine, kendisine birer siyasî ra­kip olabilecek belli başlı Millî Mücadele kahramanlarından hiç­ birinin hayatları ile oynamamış ve oynatmamıştır.

REFORMLARIN ASIL BABASI A. CEVDET Mİ?

Bütün makalesi boyunca Mus­tafa Kemal’in büyüklük ve hizmetlerini görmemezlikten de gelemeyen ve yer yer teslim eden yazar, Atatürk’ün kişilik ve eser­lerini küçültmek için de zaman zaman garip bir çaba sarfetmekte ve örneğin; Atatürk’ün reform­lar konusunda aynen şunları söylemektedir:

«Bu reformlardan çok azı Mustafa Kemal’e has olup orijinaldi. Cumhuriyetçi Hü­kümet şeklinin dışında her biri 1908’i takip eden siyasî değişim ve tartışma sırasında savunul­muştu… Mustafa Kemal’in prog­ramının hemen tümü, Jön Türk Yazarları içinde en aşırı Batıcı sayılan Abdullah Cevdet’in «Çok Uyanık Bir Uyku» adını taşıyan ve 1912’de yayınlanmış olan Ütopyasında ana hatları ile tespit edilmiş bulunmakta idi.»

Makalesinin gerek Amerika’­da ve gerekse Türkiye’de yayınla­nan İngilizce metinlerinde Cumhuriyetin Hükümet şekli yanında hilafetin ilgasını zikretmeyi unu­tan Prof. Rustow’a bu konu ile birlikte hatırlatılması gereken asıl ve önemli husus: Mustafa Kemal’in Abdullah Cevdet de da­hil olmak üzere bütün Jön Türklerin ve reformcuların hayâl ve rüyalarını gerçek haline getiren emsalsiz bir reformcu olduğudur. Şimdilik daha fazla tafsilat ve teferruata girmeksizin Amerika­lı profesörün yukarıda sözünü et­tiğimiz makalesi hakkında kısa­ca söylemek istediğimiz şudur:

Lord Kinross’un bütün Anglo-Amerikan bilim ve aydın dünya­sına hitap eden mükemmel ese­rinden sonra yazılan ve yayınla­nan bu makale Atatürk hakkında doğru olmak kaydı ile yeni ve bilinmeyen hiçbir şey getirme­mekte ve yazarın bugüne kadar Türkiye ile ilgili bâzı olumlu ya­yın ve araştırmaları ile bilim çevrelerimizde yaratmaya başar­dığı sempatiyi alıp götürme teh­likesini yaratmaktadır.

ALEYHTE MALZEME

Ne yalan söyleyeyim, Türkiye hakkında değerli yayınları bulu­nan bir meslektaşımızı, Ata­türk’ü hırpalamak için fırsat kollayan aşırı sağ ve aşırı solun düş­manlarına, farkında olarak veya olmayarak yanlış malzeme yetiş­tirir rolde görmemize gönlümüz razı değildir.


(1) Dankwart A. Rustow, Atatürk as Founder of a State, Daedalus, Summer 1968, p. 793 — 828.

(2) Devlet Kurucusu olarak Atatürk, Abadan’a Armağan, Siyasal Bil­giler Fakültesi, Ankara, 1969. s. 673 – 634.