Atatürk Sağ Olsaydı Dünyanın Üçüncü Büyük Devleti Biz Olurduk

(21 Mayıs 1971’de Atatürk’ün Dışişleri Bakanlığını Yapan Dr. Tevfik Rüştü Aras’la yapılan röportajdan)


Atatürk’ün 15 yıl Dışişleri Bakanlığını Yapan Dr. Tevfik Rüştü Aras oturduğu koltuğa iyice gömüldü. İki eliyle bastonunun sapını sıkı sıkıya tutarak:

-“Çok isabetli çok yerinde bir hareket yapıyorsunuz…” dedi. 

Genç nesillere o büyük kurtarıcımızı unutturmamak, O’nu bütün yönleriyle tanıtmak için gerçeklerin dile getirilmesinde fayda var. Ve elbette O’nun doğduğu günde kutlanmalıdır.”

Aras şöyle devam etti sözlerine;

-“Afet Hanımefendinin anıları doğrudur. Atatürk’le beraber günlerce araştırıp, düşünmüş, hatırlamaya çalışmıştık olayları… Okul kayıtlarına, nüfus idarelerince bakılmıştı. Bütün bunlardan sonra, Mayıs ayında doğduğu çıkmıştı ortaya. 10 mayıs ile 20 mayıs arasında bile yaklaşmıştık. Atatürk, o zaman ’19 Mayıs niçin olmasın?’ dedi. Zaten 19 Mayıs’a, Samsun’a çıktığı ilk güne içtenlikle bağlıydı. Ve böylece bu tarih yalnız İngiliz Kralı’na değil, bütün yabancı devletlere dışişleri kanalı ile bildirildi.”

Tevfik Rüştü Aras, Atatürk’ün en eski arkadaşıdır. Hatta Cumhuriyet kurulduğu sırada O’nun yanında yer alanların da en eskilerindendir… 

Mustafa Kemal, 1905 yılında Kurmay Yüzbaşı çıkarak Şam’a tayin olduğu sırada Tevfik Rüştü, Osmanlı İmparatorluğu’nun Beyrut vilayetinde genç bir doktordu. Orada buluşup konuşmuşlardı ilk defa. Sonra İzmir’e gitmişti Tevfik Rüştü… 1907’de Mustafa Kemal Selanik’e gitmek üzere İzmir’den geçerken O’na yine uğramış ve memleketin perişan durumunu, üzgün ve endişeli beraberce yine uzun uzun görüşmüşlerdi. 1909’dan itibaren ise faal işbirliği vardı aralarında, İttihat ve Terakki’nin Selanik’teki büyük kongresine «Katib-i umumi» olarak Tevfik Rüştü, ordu üyesi olarak Mustafa Kemal iştirak etmişti. 

ATATÜRK BUGÜN OLSAYDI NE ‘YAPARDI?

-“Peki beyefendi… Bu kadar yakından tanıdığınız ve hepimiz gibi hayranlıkla bağlı olduğumuz Atatürk sağ olsaydı bugünkü ortam içinde nasıl bir politika izlerdi?”

Eski Dışişleri Bakanı hemen cevap verdi:

-“Atatürk sağ olsaydı” dedi. “Önce bu hale gelmezdik.”

Ve arkasından ilâve etti:

-“Eminim ki O sağ olsaydı… Balkan devletlerini İkinci Dünya Savaşı’na sokmazdı… Ve yine eminim ki Amerika’dan, Ruslardan sonra üçüncü devlet biz olurduk. Katılmasak bile kazançlı çıkardık savaştan.”

-“Onun görüşüne göre, bugünkü dünya dengesi içinde Türkiye’nin yeri nerede olmalıdır?

Tevfik Rüştü, bir o an düşündü ve şunları söyledi: 

-“Atatürk, Türk toplumunun en ileri toplumlar seviyesinde olmasını istemiyor muydu? O halde, elbette ki medeniyete ve batıya dönük olurduk. Yalnız bir nokta var. Atatürk dış politikada ‘Bölge Nizamı’na taraftardı. Herhangi bir büyük devletle baş başa ittifaka hiç bir zaman yanaşmadı. NATO bir bölge nizamıdır, Ruslarla dostluk da bölge nizamıdır. Bütün bunları meczetmek lazımdır. Atatürk, bence hem NATO’da kalır, hem de Sovyet Rusya ve diğer komşularımızla en iyi şekilde geçinirdi. Hatta O’nun 15 yıl Dışişleri Bakanlığını yapmış bir politikacı olarak şunu söyleyebilirim: Atatürk Üçüncü Dünya Savaşı demek olan muhtemel bir Amerika ve Sovyet Rusya çatışmasını önlemeye çalışırdı. Zaten O bütün sloganlarında görüldüğü gibi yurtta ve cihanda sulh istememiş midir?”

GARBA DOĞRU GİDECEKSİNİZ?

Bir hayli yorulan Tevfik Rüştü Aras’a son olarak sordum:

Atatürk ilkelerini siz nasıl yorumluyorsunuz? Nedir bu ilkelerin özeti?

-“Atatürk’ün nutku ve bütün konuşmaları, O’nun ne istediğini açıkça ortaya koyuyor. Yaptığı inkilaplar, çıkarttığı kanunlar, ne düşündüğünü gözlerimizin önüne seriyor. ‘Garba doğru gideceksiniz ve en ileri garplı olacaksınız’ diyor. Sonra bir başka husus: Yepyeni bir milliyetçilik anlayışı atıyor ortaya:

‘Türk olduğunu söyleyen herkes Türk’tür diyor. Milliyetçi, ama ırkçı değil. Turancı değil, bölgeci değil… Laik halkçı, devletçi aynı zamanda.'”

Ve ayrılırken Tevfik Rüştü şöyle bağladı sözlerini: 

“Sistemdir… Ve Türkiye için en ideal olanı da yine Kemalizm’dir.”


(21 Mayıs 1971 tarihli Hürriyet Gazetesi’nden)