Atatürk Kur’an Okumak İstediğinde Çok Defa Yasin Suresini Okurdu

1926 senesi Mayısının 22 nci günüydü. Bursa’da TÜRK OCAĞI’na kayıtlı ve faal üyelerinden olan Dr. Nazifi Şerif’ten aldığım bir teskerede ATATÜRK’ün Türk ocağına teşrif buyuracakları ve üyelerle hasbihal edecekleri bildiriliyor, benim de mutlaka hazır bulunmaklığım isteniyordu.

Atatürk’ün Ocağa teşrifierinden ilk önce şundan bundan konuşulduktan sonra din bahsi açıldı ve ‘Kur’an’ın Türkçeye tercüme edilmesi mi muvafıktır yoksa edilmemesi mi?’ sorusu soruldu.

ATATÜRK şöyle dedi:

“-Arkadaşlar öteden beri fikrimi işgal eden bir husus var:

«Kur’an Türkçeye tercüme edilmeli midir. Yoksa edilmemeli midir?» Bunu bir çok kimseye soruyorum. Kimisi muvafıktır diyor, niçin muvafıktır diyorum, izah edemiyor. Kimisi de hayır muvafık değildir diyor. Ona da niçin muvafık değildir diyorum. O da beni ikna edici bir cevap veremiyor.

Velhasıl şimdiye kadar beni tatmin eden bir cevap alamadım. Bilmem sizler bu hususta ne fikirdesiniz?”

Toplantıda o zaman Bursa Valisi bulunan Kemal Gedeleş Bey, Bursa Mebusu merhum Refet Bey, o zamanki Hükümet erkan ile Belediye Reisi merhum Celâl Yağcı Bey, halen hayatta bulunan ve ticaretle iştigal eden Behçet Yarıcıoğlu mobilyacılık yapan Fethi Beşe ve Türk Ocağının ileri gelen üyeleri bulunuyordu.

‘Bendeniz bütün hafızım’

ATATÜRK’ün cevap beklediği bu suale karşı Mebus Refet Bey “Paşam ben yarı hafızım” diyerek Kur’an’dan bir Ayet okudu. Fakat bunun ne demek olduğunu bilmedi. Müteakiben ATATÜRK’den müsadelerini istirham ettim. 

«Buyurunuz sizi dinliyorum» dediler.

Muhterem Gazimiz.

Refet Beyefendi yarım hafız dediler. Bendeniz bütün hafızım. Arzu buyurduğunuz cevabı Kur’an bizzat diliyle veriyor diyerek “İnna enzel nahü Kur’anen Arabiyyen leal leküm ta’klıün” ayetini okudum.

Manasını söyler misiniz? dediler.

Bu âyette deniyor ki, Biz Kur’anı Arap kavmine indirdiğimiz için Arapça indirdik, yoksa başka dillerde de indirebilirdik. Sebebi de Kur’anı yalnız okumak değil manasını da anlamanız içindir.

Muhterem Gazimiz madem ki Kur’anın asıl maksat ve istediği münderecatını anlamakmış biz Türkler Arapça bilmediğimiz için Kur’an Türkçeye tercüme edilmelidir ki, manasını anlayabilelim. Sualinize Kur’an’ın okuduğum ayetinden daha veciz bir cevap olur mu?

Rahmetlinin yüzünde bir dikkat ve memnuniyet emaresi belirdi: «Ayeti bir daha okur musunuz?» dedi. Okudum ve manasını da tekrarladım. 

Bu cevabımdan o kadar memnun oldu ki, hemen yerinden kalkıp bana doğru gelerek elini uzattı ve “Çok teşekkür ederim” diyerek elimi sıkmak istedi, ben daha süratle önlerine giderek elini öptüm.

“-Hakikaten bu cevap beni tatmin etti. Çok memnun oldum.” dediler.

Bir saat kadar devam eden bahis hep din ve Kur’anla ilgili olarak devam etti. Ata son olarak şunları söyledi:

“Evet Hakikaten Kur’anda çok büyük hikmetler ve düsturlar vardır. Hele Yâsin Suresi ne şairane yazılmıştır. Ben Kur’an okumak istediğimde çok defa yasin süresini okurum.”


Kaynak: BAKIŞ – 1970 Kasım