Atatürk Çankaya Köşkü Salonunda At ve Yavrusunu Sevip Okşamıştı

SALONDAKİ ATLAR

ÇOK kuvvetli bir iradeye sahip olan Atatürk’ün duygu yanı da çok zengindi. Son derece merhametliydi. Zayıflara acır ve yardıma koşardı. Hayvanları çok severdi. Kurban sevdirmezdi. At ve köpek en sevdiği hayvanlar arasındaydı. Çiftlik hayvanlarından ruam hastalığına yakalanan bir tayı öldüreceklerini duyunca çocuk gibi ağlamış ve ellerine lastik eldiven giyerek birkaç kez okşamadan öldürmelerine izin vermemişti.

Zavallı hayvanı okşarken gözyaşlarını tutamadığım söyleyen Atatürk, şöyle demişti:

-Çocuğum olmadığında hikmet ve isabet varmış. Eğer bir evlât kaybetmek felâketine uğrasaydım, kalbim bu elem ve kedere dayanamazdı.

1936 yılında Savarona yatından bir hatıra. Soldan sağa: Dördüncü Çarkçı Necip, Polis Necati ve Cemal Granda

Bir gece sofrada otururlarken Atatürk, yaverlerden birini çağırdı ve şu emri verdi:

-İki gün önce bizim atların biri doğurmuştu. Alıp onları buraya getiriniz.

Hayvanların getirilmesinin istendiği yer Çankaya. Emri veren de bir cumhurbaşkanı idi.
Yaverler ve konuklar duraksadılar. Sofradakilerin şaşkınlığı henüz geçmeden yine Atatürk’ün sesiyle irkildik:

-Sevelim, görelim, okşayalım.

Köşke, hem de şeref salonuna hiç hayvan girer miydi? Fakat emir emirdi işte. Yeni doğan tay ve annesi Yıldız, hemen Köşke getirildi. Ama hayvanlar bir türlü salonda yürüyemiyorlar, cilâlı yerlerde ayakları kayıyordu.

Hemen yerimden fırladım. Aklıma bir çare gelmişti. Yerlere serili seccadeleri topladım. Tay ve annesinin geçeceği yere serdim. Hayvanlar, bakıcıları seyis Kerim’in yedeğinde rahatça salona girdiler. Fakat şunu da söyleyeyim ki, hayvanlar salona daha çok yakışıyorlardı.

«Jokey» diye anılan seyis Kerim, sonradan Ankara’da büyük bir oyun salonu açmıştır. Atatürk’ün hayatta kalan hizmetindeki insanlardan Dr. Kemal (şoför), Niyazi (şoför), İbrahim (sofracı), İsmail (berber), Ali Necami bunun kahvesinde toplanıp, eski anıları tazelerler.

Atatürk o gece Çankaya’daki şeref salonuna alınan hayvanların yanında kaldı. Eliyle anne ile yavrusuna kesme şeker yedirdi. Ayrı ayrı sevdi, okşadı. Bundan sonra hayvanlar salonu terkettiler. Herkes memnundu. Kimin aklına salona hayvan sokmak gelir. Belki de bir atla yeni doğmuş yavrusunun cumhurbaşkanı salonuna girişi, yeryüzünde ilk kez olmuştur.

Atatürk, kimsenin yapmadığı, yapmaya kalkamayacağı işleri yapan çok yürekli bir kişiydi.

Böyle olmasaydı bu kadar kısa sürede yepyeni bir ülke ve uygarlık kuramazdı.

Kaynak: Atatürk’ün Uşağı İdim, Cemal Granda

Bir Cevap Yazın