Atatürk, Çanakkale Zaferi Sonrası Sofya’ya Gitmişti

Mustafa Kemal Sofya’da Eski Dostlarıyla 

İngilizler Çanakkale’den çekilmek üzere olduğu sırada Mustafa Kemal Bey rahatsızdı. İzin alıp dinlenmek amacıyla Beşiktaş’ta annesinin ikâmet ettiği Akaretler yokuşundaki eve geldi. İngiliz ordusunun Çanakkale cephesinden çekildiği haberini dinlendiği sırada telefonla haber aldı. Bu haber yeniden Çanakkale’ye gitmesine artık gerek kalmadığını gösteriyordu. 

Kendisine yeni bir görev verilecekti. İstanbul’da bir süre dinlenerek tayin edileceği yeni görevini bekledi. İstanbul’da izinli bulunduğu dönemde Sofya’da Ataşemiliter olduğu sırada tanıştığı dostlarından birçok davet mektupları aldı. Zümrezade Şakir Bey de kendisini Sofya’ya davet ediyordu. İyileşmiş durumdaydı. Görev emrini evinde oturup beklemedi. İzinli olmasından istifade ederek Sofya’ya gitmeye karar verdi. Yola çıkmadan önce yaveri Cevat Abbas Bey’e şu cümlelerle tembihte bulundu: 

“Vatanım tehlikede! En ufak bir müfreze kumandanlığı verirlerse kabul edeceğimi söylersin. Ve beni derhal haberdar edersin”

Ardından Sofya’ya gitmek üzere yola çıktı. 

Ataşemiliterliği sırasında Sofya’da silinmez izler bırakan Mustafa Kemal Bey bu defa Anafartalar kahramanıydı. İngiliz ordusuna karşı savaş kazanmış muzaffer bir kumandan olarak Bulgaristan’a geliyordu. Sofya’da sadece eski dostları tarafından değil, kalabalık bir halk kitlesi Mustafa Kemal Bey’i karşılamaya geldi. 

Mustafa Kemal Bey Sofya’da Zümrezade Şakir Bey’le buluştu. Eski günlerden tanıdıklarıyla zamanını geçirdi. Bir taraftan da yaveri Cevat Abbas Bey’den haber bekledi. Kendisine verilecek görev emrini ve neresi olduğunu merak etmiyordu. Vatan uğrunda her türlü görevi üstlenmeye hazırdı. 

Zümrezade Şakir Bey (Şakir Zümre)

Mustafa Kemal Sofya’dan Zümrezade Şakir Bey’le dönüyor 

Çok geçmeden İstanbul’da bulunan Mustafa Kemal’in yaveri Cevat Abbas Bey Başkumandanlık tayin dairesinden çağırıldı. Merkezi Edirne’de bulunacak olan iki piyade fırkalı 16. Kolordu Kumandanlığı’nı, Mustafa Kemal’in üstlenip üstlenemeyeceğini Sofya’ya bildirmesi Cevat Abbas Bey’e emredildi. O da Mustafa Kemal’den aldığı emir üzerine kumandanının bu görevi derhal kabul edeceğini söyledi. Mustafa Kemal’in kendisine ayrılmadan önce söylediklerini tayin dairesindeki kumandana olduğu gibi anlattı. Bunun üzerine işlemler beklemeden tamamlandı. 

Cevat Abbas Bey Sofya’ya telgraf çekerek görev emri bekleyen Mustafa Kemal’e yeni görev yerini bildirdi. Bu haber üzerine Mustafa Kemal yeni görevi için ilk trenle İstanbul’a döndü. Yanında Sofya’dan arkadaş olduğu Varna Mebusu Zümrezade Şakir Bey vardı. Trenle Sofya’dan İstanbul’a gelinceye kadar Şakir Bey’le uzun sohbet etme fırsatı bulmuşlardı. 

Sirkeci Garı’nda onları Yaver Cevat Abbas Bey karşıladı. Mustafa Kemal yaverini Zümrezade Şakir Bey’le tanıştırdı. O sırada küçük bir şaka da yaptı. 

XVI. Kolordu Komutanı Tümgeneral Mustafa Kemal’in Bitlis’i ziyaret ederken. (1916) Kezer Suyu’nda Bitlis Valisi Memduh Bey’le vilayet erkanı Mustafa Kemal’i karşılarken. Sol başta Cevat Abbas Gürer, valinin solunda Şükrü Tezer, onun solunda 23. Alay Komutanı Fuat Bulca bulunmaktadır. Mustafa Kemal’in hemen önünde ise köpeği Alp.

Cevat Abbas Bey kumandanının yaptığı şakayı ve Zümrezade Şakir Beyle tanışma anını anılarında şöyle anlatır: 

“Yeni görevini telgrafla bildirdiğim kumandanımı bir gün sonra Sirkeci garında yanında Sobranya azasından Zümrezade Bay Şakir olduğu halde karşılamıştım. Seyahat yolu esnasında sofra arkadaşlığından hoşlandığı Zümrezade ile neler konuştuğunu bilmiyorum. Kumandanım trenden iner inmez asabi bir çehre ile: ‘Bana sormadan niye namıma vazife aldın!’ sözü ile karşılaştım. Yeni tanıdığım Zümrezade’nin vereceğim cevaba şahit olmasını istemeyerek, ‘evde açıklamada bulunurum,’ dedim. Cevabımı verirken, Kumandanım gülmeye başladı. O zamandan beri benim de aziz dostum olan Zümrezade’ye dönerek: ‘Ben yetki vermiştim. Çünkü bu gördüğün yaver benim maksatlarımı en iyi kavramış, kafası yerinde bir arkadaştır,’ diyerek kendisine beni tanıttı. Ben de kumandanımın bu iltifatıyla latifesini anlamış, müsterih olmuştum.(1)(2)


(1) Turgut Gürer, Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer, Cepheden Meclise Büyük Önder İle 24 Yıl, Gürer Yayınları, İstanbul 2006, s.36-37

(2)Atilla Oral, Şakir Zümre, Demkar Yayınevi, s.23-24