“Atatürk Bizden Biridir…”

Gazi’nin sevinç gözyaşlarına da tanık olunurdu. Örneğin 1928 yazında Boğaziçi’nde yaptığı bir yat gezintisinde kıyıdaki halkın teknede Gazi’nin bulunduğunu anlamaları üzerine yaptıkları sevinç gösterileri de onu duygulandıracak, gözyaşlarını mendiliyle usulca silmeye çalışacaktı.

Dedim ya, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, duygusal bir ‘insan’dı. Onun bu duygusallığı, ‘vatan’, ‘bağımsızlık’, ‘özgürlük’ kavramlarını sözlüklerdeki anlamlarının çok ötesine taşıyarak ‘tutkulu bir aşk’a dönüştürmüş. Ama duygulu insan, yaşamının tüm anlarında da öyledir. Gazi’nin yaşamının böyle bir ‘an’ına tanık olalım şimdi de:

“Florya Deniz Köşkü’nün yeni yapıldığı günlerdi. Hafız Yaşar, Salâhaddin Pınar o gecenin sanatçı konuklarıydı. Salâhaddin Pınar, ‘gel gitme kadın’ şarkısını okuyor. Şarkının ‘karşında esirim, bana düşman gibi bakma’ bölümüne geldiğinde Gazi ağlamaya başlayacaktır. Burada sözü o gecenin bir başka tanığına, Sabiha Gökçen’e, bırakalım:

-‘Ve Gazi ağlıyordu… Mavi gözlerinden bir sıralı yaş o çetin yüzünü yalayarak aşağıya süzülüyor, göğsünü ıslatıyordu… Dudakları bir bıçak kadar incelmiş, dişleri kenetlenmişti.’

Ertesi sabah Sabiha Gökçen, Gazi’ye dün gece neden ağladığını sormadan edemeyecektir. O ise, önce sigarasından derin nefesler çekecek, bir açıklamada bulunmadan yaveri Cevat Abbas’a otomobili hazırlatmasını söyleyecek. Yanına Cevat Abbas’ı ve Sabiha Gökçen’i alarak birlikte yola koyulacaklar. Doğayı seyredecek, kuş seslerini dinleyecek, başka konulardan konuştuktan sonra, birdenbire:

-‘Cevat’ diyecek, ‘Biz Anadolu’ya çıktığımızda hep bir ağızdan bir marş söylerdik, hatırlıyor musun?’

-‘Hatırlamaz olur muyum Paşam, dağ başını duman almış.’ Ve Gazi, Sabiha Gökçen, Cevat Abbas, hep birlikte bu marşı söylemeye başlayacaklar. Ama en coşkulu söyleyeni Gazi’ydi. Hele ‘Bu ağaçlar, güzel kuşlar…’ derken… Marş bitince yine hüzünlenecek ve Sabiha Gökçen’e diyecek ki:

-‘Gökçen, ben bu toprakları seviyorum, yurdumun topraklarını, dağlarını, taşlarını… Göğünü, havasını seviyorum. İnsanlarını seviyorum memleketimin. Köylüsünü, çiftçisini, ırgatını, işçisini, balıkçısını, çobanını, sanatçısını, askerlerini, gencini, ihtiyarını tüm insanlarını seviyorum memleketimin… Kadınlarını, erkeklerini. Bazı şarkılar bana bu insanlardan bir gün kopacağımı hatırlatıyor. Onlardan uzak düşeceğim ve bir gün onlarla olamayacağımı hatırlatıyor. İşte o zaman, şarkının sözleri ne olursa olsun içime bir ateş düşüyor. Ve sonradan gözyaşı olarak akıp gidiyor. Unutma Mustafa Kemal’ler de insandır ve onlar da zaman zaman şu ya da bu nedenlerle ağlamak isterler.”

(Kaynak:Oktay Verel, Sabiha Gökçen – Atatürk’le Bir Ömür, İstanbul 1994, s. 240–241.)