Atatürk Anlatıyor: 1920-1922’de Kendisine Yapılan Bir Suikastın Hikayesi

Kavaklara doğru gidilirken, Gazi, korkunç bir hikâye anlatıyor, zaten heyecanla dolu kalbimizi büsbütün heyecanlandırıyordu. O gece bize (Asaf İlbay) otomobilde anlattığı ve hiç bilinmeyen hadiseyi kendi ağzından dinleyelim: 

“İstiklal mücadelesinin çete teşkilatı devrinde, 1920-1922 seneleri… Ankara istasyonu ve civarının eski halini bilenler, oradaki iki katlı küçük evi hatırlarlar. Ben o tarihlerde bu evde ikamet ediyordum. Henüz yatmıştım, uyku ile uyanıklık arasındaydım. Yatak odamın kapısı zorlanarak açıldı, silahlı üç şahıs, birbiri ardına içeri girdiler, sıra ile karşımdaki duvara dikildiler. 

‘Bu aslana kıyılmaz’

Yataktan yarım fırladım. Somyanın esnemesi ile yastık altından kayarak yere düşen revolverimi, sol elimle alırken, sesimin bütün kuvveti ile bağırdım: ‘Siz kimsiniz, ne istiyorsunuz?’ 

Bu üç adam, birbirlerine kaş göz ederek işaret veriyorlardı. Oda içinde derin sessizlik, bir ölüm sükütu cari idi. 

Atatürk, Erzurum Kongresi günlerinde Muzaffer Kılıç ve Cevat Abbas Gürer’le.

‘Ne yapmalıyım’ diye düşünmeye zaman kalmadan, bir de baktım ki gelenler, geldikleri gibi birer birer odadan çıktılar. İçlerinden birisinin, ‘Bu aslana kıyılmaz’ dediğini işittim. 

Şimdi ayaktaydım, merdivenlerde duyulan ayak sesleri, adamların süratle kaçmak istediklerini anlatıyordu. 

Küçük hole doğru ilerledim, Cevat Abbas’ın, orada şaşkın bir çehre ile, ‘Ne oluyor, bunlar kim, sana bir şey mi oldu’ diye sormak istediği yüzünün çizgilerinden ve halinden belli! 

O da, dışarıdan yatmaya gelirken, merdiven başında bunlarla karşılaşmış, gece vakti hiç beklenmeyen bu tesadüf, tabii kendisini şaşırtmıştı. 

Bu adamları kaçırmamalıydık, icap eden emirler derhal verildi. aşağıya indik, Cevat Abbas boğuk bir sese doğru ilerledi. Nöbetçi sımsıkı bağlanmış, hizmetçi tecrit edilmişti.

‘Seni öldürmek için gelmiştik’ 

Birkaç saat sonra, saldırganların yakalandığı haber veriliyordu. Üçünü de huzuruma getirmelerini emrettim. Geldiler. Kendilerine sordum:

‘Ne için odama girdiniz ve neden çıkıp gittiniz?’

İçlerinden biri cevap verdi:

‘Seni öldürmek için gelmiştik’

‘O halde niçin öldürmediniz?’

‘Aslan gibi kükreyen sesinden şaşırdık, gözlerinden çıkan ateş, gözlerimizi kamaştırdı. Karar veremedik, sana kıyamadık bıraktık ve savuştuk’ dedi. Bu efeleri, Çerkez Ethem kandırmış, beni öldürdükten sonra karışıklıktan istifade edip, hükümetin başına geçmeyi tasarlamıştı.“

Tanrı, Gazi’yi Türk milletine o defa da bağışlamıştı. Ancak Paşa’nın soğukkanlılığı ve kararındaki sürati suikastçıları şaşırtmasa idi, Ulu Atatürk’ün bugün adı bile anılmayacaktı. 


Kaynak:Asaf İlbay, Çocukluk Arkadaşım Atatürk, Mustafa Kemal’le 45 Yıl, Kaynak Yayınları, sf:102

SÜLEYMAN ASAF İLBAY

Asaf İlbay

SÜLEYMAN ASAF İLBAY, 1882 yılında Selanik’te doğmuştur. Hayatı, aynı mahallenin aynı sokağında, evine yüz metre mesafedeki bir evde 1881 yılında doğan Mustafa ile altı yedi yaşlarında iken kesişmiştir. Mahalle arkadaşlıklarına, Asaf İlbay’ın, 1891 yılında eğitim gördüğü Terakki Mektebi’nden ayrılıp, Mustafa Kemal’in devam ettiği Askeri Rüştiye’ye kaydolması ile okul arkadaşlığı da eklenmiştir. Asaf İlbay, Askeri Rüştiye’den sonra, Hendese-i Mülkiye-i Şahane Mektebi’nden mezun olmuştur. 1903 yılında sırası ile Selanik İnşaat işleri Mühendisliği Müfettiş Yardımcılığı, Selanik Demir Köprüler Mühendisliği, İstanbul Şehremaneti 2. Şube Mühendisliği, Ankara, İzmir, Konya, Adana, Bursa, Çanakkale, Balıkesir yolları Müfettişliği vazifelerinde bulunmuştur. 

9 Ocak 1913’ten itibaren Bitlis Vilayeti Su İşleri Başmühendisliği görevini yürüttü. 

12 Ekim 1915 yılında, Halep Şehri Belediye Reisliğine tayin edilmiş, 4. Çöl Ordusu Yollar Başmühendisliği vazifesini ifa ederek, Harp Madalyası ile taltif edilmiştir. 

4 Ocak 1922 yılında Konya ovası Su ve Su işletmeleri Müdürlüğü görevine tayin edilmiştir. 

16 Eylül 1924 yılında Nafıa Vekaleti Kara Yolları Umum Müdürlüğü’ne tayin edilmiştir. 

6 Mayıs 1925 yılında yeni teşkil eden İmar Bakanlığı imar Umum Müdürlüğüne tayin edilmiştir. 

27 Ekim 1926 yılında Ankara Şehreminliğine tayin edilerek, Türkiye’de ilk defa planlı bir şehir kurmak şansına erişmiştir. 

4 Kasım 1928 yılında Bilecik milletvekilliğine seçilerek, siyasete atılmıştır. 19 Ekim 1931 yılında hizmet müddetini doldurmak maksadı ile Ankara İmar Müdürlüğüne tayin edilmiş, 1932 yılında kendi talebiyle emekliliğe ayrılmıştır. Bu tarihten sonra, Kızılay, yoksul ilkokul çocuklarına yardım derneklerinde, Halk Evleri Sosyal Yardım ve Gayrimenkul Sahipleri Derneği başkanlığında sosyal ve kültürel hizmetler ifa etmiştir. 13 Ocak 1957 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.