Atatürk 3. Dünyayı Açtığının Farkında Olmadan mı Ayrıldı?

Hakikaten Atatürk, Üçüncü Dünyanın öncüsü olduğunu idrak etmeden dünyamızdan ayrılmış mı idi?

Yoksa bunu çok iyi idrak mi etmişti?

Bu soruları, gençlerimizi aydınlatmak için bizzat Atatürk’ün kendi ağzından, kendi söyleveri ile cevaplandırmayı uygun buldum. 

Yıl 1921. Sakarya Meydan Savaşı yeni kazanılmıştır. Ukrayna Başkomutanı Ankara’ya dostluk antlaşması imzalamak için gelmiştir.. Onun nutkuna cevap verirken, Atatürk, hem Asya’da hem de Afrika’da Üçüncü Dünyaya Sakarya harbi ile öncülük ettiğimizi bakın nasıl söylüyor: 

“İşbu tezahürat Türkiye halkının Sakarya muharebesinde bilcümle akvamı şarkiyyenin selameti için mücadele ettiğini mezkür kavimlerin de müdrik olduğunu ispat eder.”(Hâkimiyeti Milliye, 22 Aralık 1921). 

S.S.C.B. BÜYÜKELÇİLİĞİNDE 

Gene İran Elçisi Mümtazüddevle şerefine S.S.C. Birliği Büyükelçiliğinde 7 Temmuz 1922’de verilen şölende Atatürk, “…Türkiye’nin bugünkü mücadelesinin yalnız Türkiye’ye ait olmadığını, bütün arkadaşlarımız ifade etmişler ise de, bunu bir defa daha teyid etmek lüzumunu hissediyorum. Türkiye’nin bugünkü mücadelesi yalnız kendi nam ve hesabına olsaydı belki daha kısa, daha az kanlı olur ve daha çabuk bitebilirdi. Türkiye azim ve mühim bir gayret sarf ediyor. Çünkü müdafaa ettiği Bütün mazlum milletlerin, bütün Şarkın davasıdır ve bunu nihayete getirinceye kadar Türkiye, kendisi ile beraber olan Şark milletlerinin beraber yürüyeceğinden emindir. Türkiye şimdiye kadar mevcut tarih kitaplarının icabatını değil, tarihin hakiki icabatını takip edecektir. Filhakika mevcut tarihlerin kaydetiği hâdisat milletlerin hakiki efkâr ve amali, harekâtı değildir.” 

“Şark milletleri kendi iradeleri, kendi hisleri ile hareket etmiyorlardı. Onların başlarında bir takım müstebit, keyfi hareket eden Çarlar, Hüdavendler vardı. Mazbutatı tarihiyye daha ziyade onların tatmini hırsı için yaptıkları vekayidir. Biz onların hepsini yırtacağız ve yeni bir tarih yapacağız.(Hakimiyeti Milliye, 9 Temmuz 1922) 

AFRİKA İÇİN NE SÖYLEMİŞTİ? 

Atatürk Afrika için de, onun da bir gün sömürgecilerin elinden kurtulacağı kanısını ve kehanetini belirtmiştir. Ukrayna baş delegesinin şöleninde bakınız ne diyordu: 

“Efendiler, 

Dünyadaki hâdisei ahirenin, Harbi Umuminin intibahı yalnız Rusya’da, Türkiye’de değildir. Bütün beşeriyetin zihninde mühim intibalar hasıl etmiştir. Gerçi bu intibahatı hisseden milletlerin başında hala müstebit dimağlar istibdatiarmı kuvvetleri ile yaşatmak için çabalıyor. Fakat az zaman zarfında bütün dünya hakkın ne tarafta olduğunu.tesiim edecek ve heyeti içtimaiyyeler birer kitlei âliyyeyi beşeriye (yüksek insan kitleleri) haline inkılâp edecektir. İşte o zaman milletlerin bütün gayesini insaniyet ve muhabbeti müteakibile teşkil edecektir.”

“Bu harekâtı dimağiyyenin kuvvetli eserlerine Şarkta, Asya’da tesadüf ettiğimiz gibi, Frunse Yoldaş’ın dediği gibi, Afrika’da da aynı hareketi fikriyyenin mevcut olduğunu görürüz. Bizzat, bir sene devam eden bir muharebe esnasında Afrika’da o mücadeleyi yapan insanlar içinde bulundum. Onlarla yakından temasım, fikirlerine derin vukufum vardır. Afrika insanları belki hürriyeti şahsiyyelerini daha evvel idrâk etmişlerdi. Fırsat bulamadılar. Müstevliler ve onların mütecaviz orduları kendilerini tazyikten hiçbir vakit hâli kalmadı. Fakat bu tazyik ne kadar kuvvetli olursa olsun, bu fikir hareketine karşı duramayacaktır. İnsanlığa müteveccih fikir hareketi er geç muvaffak olacaktır. Bütün mazlum milletler bir gün zalimleri mahv ve nâbüt edecektir. O zaman dünya üzerinden zalim ve mazlum kelimeleri kalkacak, insanlık kendisine yakışan bir haleti içtimaiyyeye mazhar olacaktır. Bizim milletlerimiz o zaman bu gayeye vasıl olan milletler arasındaki tekaddümiyle cidden iftihar edecektir.. Bugün aralarında tecanüs bulunduğunu gördüğümüz devletler mazlumları daha sıkı zinciri esarette bulundurmak ve bu suretle onların emeklerinden ettikleri istifadelerle zevklerini tatmin etmek için aralarında birçok muahedeler yapmışlardır. Fakat bu muahedeler, kıymeti olmayan bir kâğıt parçasından başka bir şey değildir. Hakka tecavüzü tazammun eden kâğıtların azimkâr milletlerin üzerinde hiçbir tesiri olmayacaktır. Milletlerimiz ancak bunları parçalamakla saadeti beşeriyenin kabil olacağına iman etmişlerdir. Bu, kendileri için bir saadettir.(Hâkimiyeti Milliye, 4 Ocak 1922) 

SONUÇ 

Tüfeğin tetiği çekilince mermi düz hat boyunca gitmez, eğri çizer. Ama, hedefe iyi nişan alındı ise mermi, hedefe bu eğriyi çizip ulaşır. Atatürk iyi nişan almış, tetiği çekmişti. Türkiye belki bir süre mermi gibi düz hattan uzaklaşarak bir eğri çizdi, ama Atatürk iyi nişan almıştı ve Türkiye hedefe ulaşacaktır. Atatürk Üçüncü Dünyayı görmüş, yolunu çizmişti. Bu sözleri bugün için de doğru değil mi? 

Bir Cevap Yazın