Atam, Muzaffer Güral, Son Telgraf

Atam, Muzaffer Güral, Son Telgraf, 13 Kasım 1938

Deniz kenarında doğdu, iki derya gibi gözle… Altın başaklar arasından fışkırdı, altın başak renkli saçlarla… Gözlerinin maviliklerinde bir hayat kaynağı vardı. Baktığını bağlardı kendine.. Ne kudretli mıknatıs, ne toplayıcı kudret. O kime baktı, kimi cezbetti. O, kayalar kadar fakat kayalardan daha kuvvetli. O, denizler kadar fakat denizlerden daha engin; O, gökler kadar, fakat göklerden daha yüksek; O güneşler kadar, fakat güneşlerden daha parlak Türk Milletine baktı ve onu kendine bağladı. Kendi de ona bağlandı.

O, öyle bir tılsım idi ki herkesi teshir etti, şarkta parladı, garba ibret oldu… 

Atam, sen kahramanlar kahramanısın… Çünkü geçmişteki kahramanlıkları kendinde topladıktan sonra öz kahramanlığını gösterdin.. Ey kahramanlar kahramanı, delen ve ileri, daima ileri geçen, geçtiği yeri aydınlatan pozitif görüş.. Asırları şahlandıran ve senelere sığdıran kuvvet… Sen ölmedin, sen on yedi milyon kalp olarak bugün çarpıyorsun. Öyle bir kalp ki on yedi milyondan sonrakilerde de hem artacak, hem ilelebet çarpacaksın. Seni yine karşımızda, yanımızda, benliğimizde görüyor, hissediyor ve kalbinin kalbimizde çarptığını duyuyoruz. Şimdiye kadar senin maddi mevcudiyetin bizim mihrakımızdı. Şimdiden sonra manevî varlığın bize ışık, bize hamle, bize kaynak, bize ebediyet verecek bir mihrap oldu.

Açtığın yoldan ileri gideceğiz, daima ileri…