Ankara Niçin Başkent Oldu?

Atatürk Ankara’yi niçin başkent yaptı? Bu çok sorulan bir sorudur. Oysa Kurtuluş Savaşı’nın başında Atatürk Ankara’yı başkent olarak düşünmemiştir. O, Selanik’te geçen gençlik yıllarından beri hep sahil şehirlerini özlemiştir. Ömrünün son günlerini Savarona yatında geçirmesi de bunu göstermektedir. O halde niçin Ankara başkent olmuştur? Elbette Ankara’nın Kurtuluş Savaşı’ndaki yeri bunun başlıca sebebidir, ama…

İsmail Hakkı Tekçe bu sorunun cevabını şöyle anlatmaktadır:

“Kurtuluş Savaşı sırasında Atatürk bize hep şöyle derdi: ‘Çocuklar zaferi kazanacağız. İzmir’e, Edirne’ye bayrağımızı dikeceğiz, sonra su kenarında bir şehir kuracağız. Satranç tahtası gibi yeni ve düzenli bir şehir.’

Bütün arzuları oldu. Zafer kazanıldı. Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi, fakat arzuladığı şehir kurulamadı. Bir gün arkadaşlardan biri kendisine o sözünü hatırlatınca, ‘Ne yapayım?’ demiş, ‘Bütün arkadaşlar buraya yerleşti. Sandığını, sepetini, sahanını satan Ankara’da yer alıp ev yaptı. Simdi onlara evlerinizi yakın mı, diyeyim? Kaldık burada işte!’

Kurtuluş Savaşı’nda Ruslardan büyük yardım gördük. Silah, cephane ve altın. Gönderdikleri altın rublelerle ordunun maaşı verilirdi. Bir gün ilk Meclis’te konuşurken şöyle demişti:

‘Düşmanı behemahal memleketten atacağız. Memleketimizi, milletimizi muasır medeniyete kavuşturacağız.’

Bunun üzerine Hamdullah Suphi bir soru sordu:

‘Paşa hazretleri bu dediklerinizi yapabilmek için önce silah lazım. Silahı nereden bulacağız?’

Atatürk hiç tereddüt etmeden cevap verdi:

‘Bizi silahtan tecrit etmek isteyenlerden silah alacağız ve memleketi düşmandan kurtaracağız.’

On gün sonra İnebolu’ya Huda’ya emanet bir motor yanaştı. Ruslar silah göndermişlerdi. İçinden 10 bin piyade tüfeği çıktı.

Cumhuriyet’in ilanından sonra da Ruslarla ilişkilerimiz devam etti. Onların Büyükelçisi Karahan benim de dostumdu. Sık sık beni tenis oynamaya çağırırdı. Fakat ben her seferinde atlatırdım. Bir gün atlatamaz hale gelince İsmet Paşa’ya gidip durumu anlattım:

‘Efendim Rus Elçisi Karahan beni tenis oynamaya davet ediyor. Kendisi bir ambasador, siyasi hüviyeti var. Benimle tenis oynamasını nasıl karşılarsınız?’

İsmet Paşa, ‘Ben karışmam!’ dedi. ‘Git Paşa Hazretleriyle konuş. Onun fikrini ve müsaadesini al! Böyle konularda çok titizdir.’

Atatürk’e çıktım:

‘Efendim Karahan benimle tenis oynamak istiyor. İsmet Paşa’ya arz ettim, size söylememi buyurdular. Ne dersiniz?’

Atatürk aldırmadı:

‘Hadi efendim!’ dedi. ‘Karahan mı seni benim elimden alacak? Ne zaman istese git oyna. Hiçbir şey çıkmaz bundan.’


Kaynak: Muhafızı Atatürk’ü Anlatıyor, Emekli General İsmail Hakkı Tekçe’nin Anıları, Yayına Hazırlayan: Hasan Pulur