Affet Evladım!

En çok, aralarında yaptıkları sohbetleri merak etmişimdir..

Akıllı tel yok, tv yok, ne konuşurlardı?

Şakaları nasıldı?

Aşkları nasıldı?

Günlerini nasıl geçirdiler?

Öyle incir, tahıl, fındık ile beslenmediler.. Karşımızda, Kurtuluş Savaşında, Mustafa Kemal Paşa’nın subaylarından bazıları duruyor.. Her biri madalyalı, nişan sahibi olmasına rağmen, Çanakkale Savaşı’nda önlerinde hoşaf varsa karınları doyuyordu.. Tabi işin bir de burası var.. Tarihin en kanlı savaşlarından birinde, bir yönetim düşünün ki askerine sadece hoşaf yediriyor.. 3 kıtadan vergi al, ama savaşta askere günde 1 öğün hoşaf yedir.. Hiçbiri hayatta değil şu an fakat işte burada, karşımızdalar ve bugün Anadolu’da bir Türk devleti varsa, hiç şüphesiz onların emekleri sayesinde.. Şakaları yok, onlar balkan savaşlarını, Çanakkale’yi, Filistin’i, Gazze’yi gördüler.. İngilizlerin Kemalistler diyerek aşağıladığı, asiler, eşkiyalar dediği askerler, Osmanlı döneminin en kıymetli komutanlarıydı..

Örneğin bir Fahrettin Paşa, Çöl Kaplanı… Hani ucuz tarihçilerin, ”sırtımızdan vurmadılar” dedikleri araplara karşı uzun zaman Medine’yi savunmuş, esir düşmüştür.. Mustafa Kemal Paşa’nın gayretleri sayesinde kurtarılmış, Güneydoğu’da Fransızlar’a karşı mücadele etmiştir.. Nurlar içinde yatsın..

1918’de Mondros’un 5. ve 20. maddeleri ile Osmanlı ordusunun terhisine, yok edilmesine karar verilmiş, bizzat padişah meclisi feshetmişti.. 1920’de İstanbul’un işgaliyle son kalan Osmanlı heyeti dağıtıldı ve bu komutanlar, ordusu olmayan Türk milletine ordu, meclisi olmayan devlete meclis oldular! Küstahça, ‘Atatürk döneminde tek partili yönetim vardı’ diyen Türk düşmanı cahillere, ”O dönem hükümet ile meclis aynıydı, durum o kadar vahimdi” desek ne anlarlar ki? Büyük Millet Meclisini bizlere emanet edenler işte karşınızda.. ”Artık kendi kendinizi yönetin, artık padişah kulu değilsiniz, işte meclis, işte sizin haklarınızı savunacak vekiller, siz seçin, beğenmediğinizi oylarınızla gönderin” dediler.. Dediler ama, Türkiye 16 Nisan’da başkanlığa evet diyerek, işte o meclisin bütün yetkilerini yine, tek bir adama bırakmıştır.. Torunlarının bütün demokratik, sosyal, siyasi haklarını.. Neye evet dediklerini bilmeden, o hakkın nasıl elde edildiğini ve hangi kıymetli komutanlar tarafından bizlere bırakıldığını hiç düşünmeden!

Affet evladım, bizler gözümüzle gördüğümüz halde sustuk, binlerce fabrika açılabilecek bütçeler seçim meydanlarıyla, altın kaplı saraylarla, Suriyelilerle çarçur edilirken..

Gördük de sustuk ordumuza kumpas kurulurken, millet ocu bucu diye bölünürken, devlet kurucularına hakaret edilirken..

Sustuk evladım, nerede bu yerli uçak? diye sormadan, durdurun tecavüzleri, bombaları, terörü demeden; sustuk izledik, milli bayramlar, kutlamalar yok edilirken, tarım arazileri, ormanlar talan edilirken, özkaynaklarımız satılırken…

Affet beni evladım diye yazın şimdiden..

E. Özel