Atatürk ve İran Şahı Rıza Pehlevi Dostluğunun Getirisi

Celal Bayar vaktiyle Tahran’a yapmış olduğu seyahat hakkında bir hasbihal esnasında şu hatırasını anlattı:

-İran ile Türkiye arasındaki hudutların tesbiti meselesi bir türlü neticelenmiyordu. O zamanlar Hariciye Vekili olan Dr. Tevfik Rüştü Aras’ın Tahran’a gönderilmesi kararlaştırıldı.

Bu seyahate ben de iştirak ettim.

Atatürk ve İran Şahı, 23 Haziran 1934, İzmir

Yine o zamanlar, İran’ın Başvekili Firugi Han’dı… Tahran’da Başbakanlık Sarayı’nda hudut meselesi için yapılan konuşmaya bizzat Başvekil iştirak etmişti. Bazı stratejik noktaların bizde kalması hususunda ısrar ettiğimiz için bir türlü bir anlaşmaya varılamıyordu. Konuşmanın en çetin bir safhasında Dr. Rüştü Aras, Firugi Han’a:

-Size bir teklifim var, dedi ve ilave etti:

-Görülüyor ki, bu işi karşılıklı olarak bizler halledemeyeceğiz. Bu sebeple ben Şah Hazretlerinin hakemliğini hükümetim namına kabul ediyorum.

Atatürk ve İran Şahı Pehlevi, Ankara, 16 Haziran 1934

Bu teklif karşısında Firugi Han, âdeta şaşırmıştı. Belli idi ki kendi kendine ne acayip bir teklif diye düşünüyordu. Bununla beraber:

-Peki bir kere Şah Hazretleri’ne arz edeyim, dedi.

Hakikaten arz etmiş, Şah da hakemliği kabul etmişti. Nihayet konuşmalar sona erdi ve neticede Şah’ın hakemliği sayesinde biz, talep ettiklerimizden daha fazlasını aldık.

Sonra Dr. Tevfik Rüştü’den öğrendiğime göre, bu şekilde hareket etmesini kendisine Atatürk tembih etmiş…

Atatürk ve İran Şahı Pehlevi, Ankara, 16 Haziran 1934

O dâhi adamın bu şaheser buluşu sadece Türk-İran hudut meselelerinin halledilmesiyle kalmadı, bu arada hem Türkiye, hem Atatürk; İran gibi çok yakın ve kardeş bir milletin Şahı’nı da en samimi bir dost olarak kazanmak fırsatını buldu.


Kaynak:Her Yönüyle Atatürk, Avni Altıner, 1981